1930’larda Sovyet mühendis Vladimir Vahmistrov’un aklına sıra dışı bir fikir geldi: Büyük bir bombardıman uçağının kanatlarına savaş uçakları bağlamak. İlk bakışta deneysel bir çılgınlık gibi görünen Zveno projesi, 1941’de gerçek savaş görevlerine çıktı. TB-3 bombardıman uçaklarının taşıdığı Polikarpov I-16’lar Romanya’daki stratejik hedeflere saldırdı ve Tuna üzerindeki Kral I. Carol Köprüsü’nü vurdu.
Videoda Kullanılan Kaynaklar, Belgeler ve Görseller
Bombardıman uçağının kanadına savaş uçağı bağlamak
1930’ların savaş uçaklarının büyük bir problemi vardı:
Menzil.
Küçük ve hızlı avcı uçakları uzun mesafelere ağır bomba taşıyamıyordu. Büyük bombardıman uçakları ise uzak hedeflere ulaşabiliyor fakat yavaş oldukları için düşman avcılarına ve uçaksavar ateşine karşı savunmasız kalıyordu.
Sovyet mühendis Vladimir Vahmistrov, iki uçağın güçlü yanlarını birleştirmeyi düşündü.
Büyük uçak savaş uçaklarını hedefe kadar taşıyacaktı.
Hedefe yaklaşınca küçük uçaklar ayrılacak, saldırıyı gerçekleştirecek ve kendi motorlarıyla üslerine dönecekti.
Projeye Rusçada yaklaşık olarak “bağlantı” veya “zincirin halkası” anlamına gelen:
Zveno
adı verildi.
İlk deneyler 1931’de başladı
İlk denemelerde Tupolev TB-1 bombardıman uçağı kullanıldı.
Kanatlarının üzerine iki küçük Tupolev I-4 savaş uçağı bağlandı.
Sistem çalıştı.
Bunun üzerine deneyler giderek büyüdü.
Daha büyük dört motorlu Tupolev TB-3 kullanılmaya başlandı ve farklı savaş uçaklarının bombardıman uçağının:
kanatlarının üzerine,
kanatlarının altına,
hatta gövdesinin altına
bağlandığı çeşitli Zveno modelleri geliştirildi.
Projenin amacı yalnızca daha fazla uçak taşımak değildi.
Sovyet mühendisler havada ayrılma, yeniden bağlanma ve uçuş sırasında yakıt aktarımı gibi son derece sıra dışı fikirleri de test etti.
Beş savaş uçağı taşıyan TB-3
Zveno deneylerinin en çarpıcı görüntülerinden biri 1935’te ortaya çıktı.
“Aviamatka”, yani kabaca “Ana Uçak”, adı verilen deneyde bir TB-3:
iki I-5’i kanatlarının üzerinde,
iki I-16’yı kanatlarının altında
taşıdı.
Bir başka I-Z savaş uçağı ise TB-3 havalandıktan sonra gövdenin altındaki düzeneğe bağlandı.
Ortaya çıkan yapı:
1 bombardıman uçağı + 5 savaş uçağı
olmak üzere toplam altı uçaktan oluşuyordu.
Görüntüsü gerçekten bir uçak gemisini andırıyordu.
Ancak böyle karmaşık sistemlerin gerçek savaşta kullanılması pratik değildi.
Sovyetler sonunda çok daha basit bir tasarıma yöneldi.
Gerçek silah: Zveno-SPB
Savaşta kullanılan asıl sistem Zveno-SPB oldu.
Bu versiyonda dört motorlu TB-3’ün kanatlarının altına iki adet Polikarpov I-16 bağlanıyordu.
Ancak I-16’lar artık yalnızca savaş uçağı değildi.
Her biri:
2 × 250 kilogramlık FAB-250 bomba
taşıyordu.
Yani tek bir Zveno sistemindeki iki I-16 toplamda 1 ton bomba taşıyabiliyordu.
Sorun şuydu:
I-16’nın bu kadar ağır bomba yüküyle normal şekilde havalanması son derece zordu.
Çözüm basitti ama radikaldi:
Uçağı havalandırmak yerine başka bir uçak havaya götürecekti.
TB-3 kalkışı yapıyor, I-16’ları uzun mesafe taşıyor ve hedefe yaklaşınca serbest bırakıyordu.
TB-3 yalnızca taşıyıcıydı
Burada Zveno’yu yanlış anlamamak gerekiyor.
TB-3 savaş uçaklarını hedefin üzerine kadar götürüp orada bırakmıyordu.
Düşman hava sahasına çok fazla yaklaşması tehlikeliydi.
I-16’lar hedef bölgesine yaklaşınca TB-3’ten ayrılıyor, kendi motorlarıyla ilerliyor ve saldırıyı gerçekleştiriyordu.
Bombalarını bıraktıktan sonra da taşıyıcı uçağa geri bağlanmıyorlardı.
Kendi başlarına üslerine dönüyorlardı.
Bu yüzden Zveno-SPB, bugünkü anlamda bir uçan uçak gemisinden ziyade:
havadan fırlatılan uzun menzilli saldırı sistemi
olarak düşünülebilir.
1941: Deney gerçek savaşa dönüştü
22 Haziran 1941’de Nazi Almanyası Sovyetler Birliği’ni işgal etti.
Karadeniz’de Sovyetler için önemli hedeflerden biri Almanya’nın müttefiki Romanya idi.
Romanya yalnızca askeri açıdan değil, petrol nedeniyle de stratejik öneme sahipti.
Ploiești petrol sahaları Almanya için hayati yakıt kaynaklarından biriydi.
Sovyet Karadeniz Filosu hava kuvvetlerinin önündeki hedeflerden biri de Romanya’daki:
Köstence limanı ve petrol tesisleriydi.
Zveno-SPB artık gerçek savaşta denenebilirdi.
I-16’lar bombardıman uçağından ayrıldı
1941 yazında TB-3’lerin taşıdığı bombalı I-16’lar Romanya kıyılarına doğru uçtu.
Hedefe yaklaşınca savaş uçakları taşıyıcılarından ayrıldı.
I-16’ların küçük boyutu ve yüksek dalış kabiliyeti önemli bir avantaj sağlıyordu.
Dört motorlu, ağır ve yavaş bir TB-3 yerine hedefin üzerine küçük savaş uçakları giriyordu.
Saldırıların başarılı olması üzerine Zveno birliği çok daha önemli bir hedefe gönderildi.
Hedef: Kral I. Carol Köprüsü
Romanya’daki Cernavodă yakınlarında Tuna üzerinde bulunan Kral I. Carol Köprüsü, dönemin en önemli ulaşım yapılarından biriydi.
Demiryolu bağlantısının yanı sıra bölgedeki petrol taşımacılığı açısından da stratejik öneme sahipti.
Sovyet bombardıman uçakları köprüye daha önce saldırmış ancak ağır savunma nedeniyle istenilen sonucu alamamıştı.
Görev Zveno-SPB’ye verildi.
İlk büyük saldırılardan biri 10 Ağustos 1941’de gerçekleştirildi.
Üç Zveno sistemi havalandı.
TB-3’lerden biri teknik sorun nedeniyle geri dönmek zorunda kaldı.
Diğer iki taşıyıcıdaki I-16’lar ayrılarak köprüye dalış bombardımanı yaptı.
Ve kayıp vermeden geri döndüler.
13 Ağustos 1941
Üç gün sonra operasyon tekrarlandı.
Bu kez:
3 TB-3
hedef bölgesine ulaştı.
Altlarında:
6 adet I-16
bulunuyordu.
I-16’lar taşıyıcılarından ayrıldı ve köprüye dalış saldırısına geçti.
Operasyonun yaygın olarak aktarılan kayıtlarına göre altı savaş uçağı:
köprüye beş doğrudan isabet sağladı.
Köprünün bir açıklığının ağır hasar gördüğü veya tahrip edildiği aktarılıyor. Hasarın tam kapsamı konusunda farklı kaynaklarda küçük farklılıklar bulunuyor; ancak saldırının başarılı olduğu konusunda kaynaklar büyük ölçüde örtüşüyor.
I-16’lar dönüş yolunda Romanya birliklerine de saldırdı ve üslerine ulaştı.
Peki neden normal bombardıman uçakları yapamadı?
Zveno sisteminin avantajı burada ortaya çıkıyordu.
TB-3 I-16’lara:
menzil kazandırıyordu.
I-16 ise TB-3’e:
hız ve hassasiyet kazandırıyordu.
Bir TB-3’ün büyük ve yavaş gövdesiyle yoğun uçaksavar savunmasının üzerine girmesi riskliydi.
Ama küçük bir I-16 yüksek hızla dalışa geçip bombayı çok daha hassas bırakabiliyordu.
Üstelik I-16 kendi başına taşıyamayacağı kadar ağır bomba yükünü TB-3 sayesinde hedef bölgesine kadar getirebiliyordu.
Zveno aslında iki farklı uçağın eksikliklerini birbirleriyle kapatmaya çalışıyordu.
Yaklaşık 30 savaş görevi
Zveno-SPB sistemleri yalnızca Cernavodă Köprüsü’ne saldırmadı.
1941 boyunca:
Köstence’deki liman ve petrol tesisleri,
kuru havuzlar,
köprüler ve çeşitli askeri hedefler
üzerinde kullanıldı.
Kaynaklara göre Zveno-SPB birliklerinin toplam savaş görevi sayısı yaklaşık 29–30 civarındaydı.
Bu sayı kaynaklara göre küçük farklılıklar gösteriyor.
Smithsonian’ın aktardığı verilere göre 29 görev sırasında üç I-16 kaybedildi.
Yani proje sadece prototip aşamasında kalan bir mühendislik deneyi değildi.
Gerçek savaşta kullanılan bir silahtı.
Peki neden devam etmedi?
1941’e gelindiğinde hem TB-3 hem de I-16 artık hızla yaşlanıyordu.
TB-3 tasarımı 1930’ların başına aitti.
Dört motorlu dev uçak, modern savaş uçaklarına karşı son derece yavaştı.
I-16 da savaşın başlangıcında artık yeni nesil Alman avcılarına karşı ciddi dezavantajlara sahipti.
Ayrıca Zveno için uygun motorlara sahip TB-3 sayısı sınırlıydı.
Yeni nesil bombardıman uçaklarının hizmete girmesiyle birlikte savaş uçaklarını başka bir bombardıman uçağının altında taşımak giderek gereksiz hâle geldi.
Zveno operasyonları 1942’ye gelindiğinde sona erdi.
Uçan uçak gemisi miydi?
Görsel olarak:
Kesinlikle öyle görünüyor.
Teknik olarak ise tam anlamıyla bir uçak gemisi değildi.
Çünkü I-16’lar görevden sonra TB-3’e geri dönmüyordu.
TB-3 onları yalnızca savaş bölgesine yaklaştıran bir ana taşıyıcı uçak görevi görüyordu.
Havacılıkta bu tür sistemlere genellikle:
parasite aircraft — parazit uçak
sistemi deniyor.
Fakat Zveno’nun farkı şuydu:
Başka ülkeler benzer fikirlerle deneyler yaptı.
Sovyetler ise sistemi gerçek savaşta kullandı.
Zveno’nun asıl önemi
Bugün uçakların başka uçaklardan veya büyük platformlardan fırlatılması bize çok yabancı gelmiyor.
Havadan bırakılan dronlar, seyir füzeleri ve gelecekte planlanan insansız “loyal wingman” sistemleri aynı temel problemi çözmeye çalışıyor:
Küçük saldırı aracını hedef bölgesine kadar büyük bir platform taşısın.
Zveno bunu neredeyse bir asır önce mekanik bağlantılar, dört motorlu bir bombardıman uçağı ve pilotlu savaş uçaklarıyla denedi.
Ve en şaşırtıcı kısmı:
Çalıştı.
Sovyetlerin 1930’larda ortaya çıkardığı bu tuhaf sistem yalnızca havalandı değil.
1941’de gerçek hedefleri bombaladı.
Videoda Kullanılan Belgeler ve Görseller
Smithsonian Air & Space Magazine — Piggyback Airplanes
https://www.smithsonianmag.com/air-space-magazine/piggyback-airplanes-97346352/
Helion & Company — Vakhmistrov’s Circus: Zveno Combined Aircraft
https://www.helion.co.uk/military-history-books/vakhmistrovs-circus-zveno-combined-aircraft-the-projects-development-testing-and-combat-2.php
IAR 80 Fly Again — Bombardarea Podului de la Cernavodă, 13 August 1941
https://www.iar80flyagain.org/bombardarea-podului-de-la-cernavoda/
World War II Database — Tupolev TB-3
https://m.ww2db.com/aircraft_spec.php?aircraft_model_id=512
War Thunder — Flying Aircraft Carriers / Zveno
https://warthunder.com/en/news/742-Flying-Aircraft-Carriers-en


