Tarih

TÜRKİYE’DEKİ KAYIP NAZİ ALTINLARI

II. Dünya Savaşı sırasında Türkiye savaşa uzun süre doğrudan katılmadı; ancak hem Müttefiklerle hem de Nazi Almanyası’yla yoğun ticaret yürüttü. Bu ticaretin içinde altın da vardı. Savaş sonrasında Amerikan ve İngiliz arşivlerinde yapılan incelemeler, Nazi Almanyası’nın Türkiye’ye milyonlarca dolar değerinde altın aktardığını, bunların bir bölümünün işgal edilen ülkelerden yağmalanan rezervlerden geldiğini ve hatta toplama kampı kurbanlarından alınan değerli eşyaların eritildiği Melmer hesabıyla bağlantılı altının İstanbul piyasasında satıldığını ortaya koydu. (1) (2)

Videoda Kullanılan Kaynaklar, Belgeler ve Görseller

Önce şu efsaneyi ayıralım: Türkiye’de bir yerde gömülü Nazi hazinesi mi var?

Bildiğimiz kadarıyla hayır.

“Türkiye’deki kayıp Nazi altınları” ifadesi kulağa İsviçre bankalarında saklanan gizli külçeler veya Anadolu’da gömülmüş bir hazine gibi geliyor.

Gerçek hikâye çok daha karmaşık.

Burada söz konusu olan:

Almanya’dan Türkiye’ye gelen altınlar,
İstanbul altın piyasasında satılan külçeler ve sikkeler,
Reichsbank kaynaklı transferler,
Alman şirket ve bankalarının Türkiye’deki varlıkları
ve savaş sonrasında Müttefiklerin geri almaya çalıştığı yağmalanmış altınlardı. (1)

Yani “kayıp” kelimesi:

“Bir yerde hâlâ saklı hazine var”

anlamına gelmiyor.

Asıl soru:

Bu altınların ne kadarı yağmaydı, nereye gitti ve savaş sonrasında neden tamamı geri alınamadı?

Nazi Almanyası neden Türkiye’ye altın gönderiyordu?

Savaş sırasında Almanya’nın büyük bir problemi vardı.

Silah üretmek için ihtiyaç duyduğu bazı stratejik hammaddeleri dışarıdan almak zorundaydı.

Türkiye’nin en önemli ihracat ürünlerinden biri:

krom cevheriydi.

Krom; çelik üretiminde, özellikle yüksek dayanımlı alaşımlarda önemli bir hammaddedir.

1941’de Almanya ile Türkiye arasında büyük bir ticaret anlaşması imzalandı. Türkiye Almanya’ya krom ve başka hammaddeler gönderirken karşılığında sanayi ürünleri ve askerî malzeme alıyordu. ABD Ulusal Arşivleri’nin Nazi dönemi varlıkları üzerine hazırladığı rehber, bu ticaretin savaş yıllarında oldukça büyük boyuta ulaştığını kaydediyor. (1)

Fakat Almanya her şeyi mal takasıyla ödeyemiyordu.

İşte burada:

altın devreye girdi.

Amerikan uzmanlarına göre 10–15 milyon dolarlık Alman altını Türkiye’ye ulaştı

Savaş sonrasında Amerikan uzmanlarının yaptığı tahmin oldukça çarpıcıydı.

Türkiye’nin savaş boyunca Almanya’dan yaklaşık:

10 ila 15 milyon dolar

değerinde altın aldığı hesaplandı. (1)

Bu 1940’ların dolar değeri.

ABD Ulusal Arşivleri bu altının önemli bölümünün Türkiye’den satın alınan krom gibi mallarla bağlantılı olduğunu belirtiyor.

Ancak bütün Alman altınlarının aynı kökenden geldiğini söylemek mümkün değil.

Reichsbank’ın kasasındaki altınların bir bölümü:

Almanya’nın savaş öncesi rezervlerinden,

ticaret yoluyla elde edilen altından,

işgal edilen devletlerin merkez bankalarından yağmalanan rezervlerden

ve Nazi kurbanlarından alınan değerli eşyalardan oluşuyordu.

İşte hikâyenin karanlık kısmı burada başlıyor.

Belçika’dan çalınan altının izi Türkiye’de bulundu

Müttefikler savaş bittikten sonra Nazi Almanyası’nın yağmaladığı altınların izini sürmeye başladı.

Reichsbank ve Prusya Darphanesi kayıtları incelendiğinde:

249 külçe Belçika Merkez Bankası altınının

yeniden eritildiği ve Türkiye’ye gönderildiği tespit edildi. (3)

Toplam ağırlık yaklaşık:

3.047 kilogramdı.

Dönemin değeri yaklaşık:

3,4 milyon dolar.

ABD Dışişleri belgelerinde bu altının Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nda bulunduğu ve yağmalanmış Belçika altını olarak tanımlandığı açıkça görülüyor. (3)

Fakat Türkiye bu altını doğrudan “Belçika’dan çalıntı altın” diye satın almamıştı

Hikâyenin önemli ayrıntısı bu.

Türk Merkez Bankası kayıtlarına dayanan açıklamaya göre 1943’te Türkiye aslında altını:

İsviçre Merkez Bankası’ndan satın almıştı.

Yaklaşık 3.048 kilogram altının İsviçre’den Türkiye’ye taşınması savaş koşullarında zor olduğu için farklı bir yöntem bulundu.

Reichsbank Türkiye’ye elindeki yaklaşık aynı miktarda altını teslim edecek, İsviçre Merkez Bankası da Türkiye adına aldığı altını Reichsbank’a aktaracaktı. (3)

Türkiye açısından bu:

lojistik bir takas işlemiydi.

Fakat savaş sonrasında Reichsbank kayıtları incelendiğinde Türkiye’ye fiziksel olarak verilen külçelerin Belçika’dan yağmalanan altınlardan geldiği ortaya çıktı.

Yani olayın sıra dışı tarafı şu:

Türkiye İsviçre altını aldığını düşünürken fiziksel teslimatta Nazi Almanyası’nın eritilmiş Belçika altını kullanılmıştı.

Daha karanlık bir altın kaynağı vardı: Melmer hesabı

Nazi altını meselesinde “Melmer hesabı” adı özellikle önemli.

SS subayı Bruno Melmer, toplama ve imha kamplarında kurbanlardan alınan değerli eşyaların Reichsbank’a teslim edilmesinde görev aldı.

Bunların arasında:

altın takılar,
sikkeler,
külçeler
ve hatta kurbanlardan sökülen altın dişler

bulunuyordu.

Bu değerler Reichsbank sistemine sokuldu.

1998’de ABD hükümetinin Nazi altınları üzerine yürüttüğü araştırmanın koordinatörü Stuart Eizenstat, yaklaşık 1 milyon dolar değerindeki Melmer hesabı bağlantılı mağdur altınının Deutsche Bank ve Dresdner Bank üzerinden Türkiye serbest altın piyasasında satıldığını açıkladı. (2)

Bu nokta çok önemli:

Türkiye’ye ulaşan bütün Alman altını “Holokost kurbanlarının altını” değildi.

Ama:

kurbanlardan yağmalanan altının bir kısmının Türkiye piyasasına ulaştığına dair ABD arşivlerinde somut kayıt var.

Alman bankaları İstanbul’da altın satıyordu

Savaş sırasında İstanbul’da Alman bankaları aktifti.

ABD Ulusal Arşivleri kayıtlarına göre özellikle:

Deutsche Bank
ve
Dresdner Bank

Türkiye’deki yüksek altın fiyatlarından yararlanarak Reichsbank’tan gelen altınları piyasada sattı. (1)

Karşılığında özellikle:

İsviçre frangı gibi kullanılabilir dövizler

elde edildi.

Bu para Almanya’nın yalnızca ticaretini finanse etmiyordu.

Arşiv kayıtlarına göre gelirler:

Alman diplomatik faaliyetlerinde,
istihbarat operasyonlarında,
propaganda faaliyetlerinde
ve Türkiye’deki bazı Mihver bağlantılı diplomatik operasyonlarda

kullanılıyordu. (1)

Başka bir ifadeyle:

İstanbul altın piyasası aynı zamanda Nazi Almanyası’nın döviz elde ettiği bir finans kanalıydı.

OSS Türkiye’ye gelen altın uçaklarını bile takip ediyordu

Amerikan istihbarat belgeleri olayın ne kadar yakından izlendiğini gösteriyor.

OSS kayıtlarında:

Almanya’dan Türkiye’ye gelen altın miktarları,

uçaklarla yapılan teslimatlar,

İstanbul’da Alman bankalarının haftalık altın satışları,

altın külçeleri ve Napoleon altınlarının satışları

tek tek raporlanmış durumda. (4)

Örneğin 1943 ve 1944 kayıtlarında Almanya’nın Türkiye’ye artan miktarda altın gönderdiği ve bu altının hem ticaret hem de ülkedeki Alman teşkilatlarının finansmanı için kullanıldığı belirtiliyor.

Yani:

Nazi altınının Türkiye’ye gelişi sonradan üretilmiş bir komplo teorisi değil.

Savaş sırasında Amerikan istihbaratının takip ettiği gerçek bir finans trafiğiydi.

Bir başka gizem: Ribbentrop’un altınları

Savaş sonrasında Türkiye’de yalnızca ticaret altınları bulunmadı.

ABD arşivlerinin aktardığına göre Türkiye’nin eline geçen bazı:

altın sikkeler ve külçeler

Nazi Almanyası Dışişleri Bakanı Joachim von Ribbentrop’un Reichsbank hesabıyla bağlantılıydı.

Bu hesap da işgal edilen Avrupa’dan yağmalanan altınlarla beslenmişti. (1)

Almanya ile diplomatik ilişkiler kesildiğinde Ankara’daki Alman Büyükelçiliğine ait yüzlerce kilogram altın ve on binlerce altın sikke de koruma altına alındı.

Daha sonra yapılan Alman-Türk anlaşmaları çerçevesinde bunların bir bölümü 1960 yılında Alman tarafına iade edildi. (3)

Savaş bittiğinde Müttefikler Türkiye’de çok daha büyük bir Alman serveti olduğunu düşünüyordu

Burada altınla başka varlıkları birbirine karıştırmamak gerekiyor.

ABD ve İngiltere savaş sonrasında Türkiye’de bulunan:

Alman şirketlerini,
banka hesaplarını,
ticari alacakları,
gayrimenkulleri
ve başka yatırımları

da araştırdı.

1945’te Türkiye’deki toplam Alman dış varlıklarının:

51 milyon doların üzerinde

olduğu tahmin edildi.

1946’daki bazı hesaplamalarda rakam:

71 milyon dolara kadar

çıkıyordu. (1)

Bu rakam:

71 milyon dolarlık Nazi altını bulundu

demek değil.

Bu çok önemli.

Rakam bütün Alman dış varlıklarını kapsıyordu.

Müttefikler altını geri istedi

Savaş sonrası İngiltere, ABD ve Fransa:

yağmalanan merkez bankası altınlarının gerçek sahiplerine iade edilmesini istiyordu.

Türkiye’den de:

Belçika’dan yağmalandığı belirlenen altının karşılığının iadesi

talep edildi. (5)

1949 tarihli ABD Dışişleri belgesinde Türkiye Merkez Bankası’nda yaklaşık 3,4 milyon dolar değerindeki Belçika kökenli altının bulunduğu belirtiliyor.

Müzakereler yıllarca devam etti.

Türkiye bir ara 4,3 milyon dolardan fazla altını iade etmeye hazırdı

ABD Ulusal Arşivleri özetine göre Türkiye, Temmuz 1947’de 4,3 milyon doların üzerinde altını geri vermeye hazır olduğunu bildirdi.

Ancak Müttefiklerin Alman varlıkları hakkında istediği daha kapsamlı bilgileri sağlamaya yanaşmadı. (1)

Sonuç alınamadı.

Ve tam bu sırada dünya siyaseti değişmeye başladı.

Soğuk Savaş Nazi altınlarının önüne geçti

1946’dan itibaren Sovyetler Birliği ile Batı arasındaki gerilim hızla büyüdü.

Türkiye:

Boğazlar ve Sovyet talepleri nedeniyle Batı açısından stratejik bir ülke hâline geldi.

1947’de Truman Doktrini açıklandı ve Türkiye ile Yunanistan’a büyük Amerikan yardımı başladı.

ABD Ulusal Arşivleri’nin değerlendirmesine göre bu yeni jeopolitik ortam:

Nazi altını ve Alman varlıklarına ilişkin görüşmelerin önemini azalttı. (1)

Bir başka deyişle:

1945’te öncelik Nazi varlıklarını geri almaktı.

Birkaç yıl sonra öncelik:

Sovyetler Birliği’ni çevrelemekti.

1952’de dosya fiilen kapatıldı

Yıllarca süren görüşmeler sonunda Müttefik devletler Türkiye’deki Alman varlıklarına yönelik geniş taleplerinden vazgeçmeye başladı.

Mayıs 1952’de yapılan düzenlemeyle:

altın meselesinin 1 milyon dolarlık bir uzlaşmayla kapatılması

kabul edildi ve Türkiye’deki diğer Alman varlıklarına yönelik Müttefik talepleri bırakıldı. (1)

ABD Ulusal Arşivleri’nin özet değerlendirmesi ise oldukça dikkat çekici:

Türkiye fiziksel olarak yağmalanmış parasal altın iade etmedi ve tasfiye edilen Alman varlıklarından elde edilen gelir de Müttefiklere ulaşmadı. (1)

Peki altın bugün nerede?

İşte “kayıp Nazi altınları” başlığının en çok yanlış anlaşılan kısmı.

Elimizde:

“Şu kasada hâlâ Nazi altınları duruyor.”

diyebileceğimiz bir kanıt yok.

Türkiye’ye giren altınların bir kısmı:

piyasada satıldı,

dövize çevrildi,

Merkez Bankası rezervlerine girdi,

sikke basımında kullanıldı,

başka hesaplarla mahsuplaşıldı

veya daha sonra Almanya’ya iade edildi. (1) (3)

Dolayısıyla bugün belirli külçeleri işaret edip:

“İşte bunlar Auschwitz’den gelen altınlar.”

demek mümkün değil.

Sorun tam da bu.

Altın eritildiğinde:

kökeni fiziksel olarak kayboluyor.

Nazi altınlarının en karanlık özelliği buydu

Nazi Almanyası işgal ettiği ülkelerin merkez bankalarından tonlarca altın yağmaladı.

Holokost kurbanlarından alınan değerli eşyalar da aynı finans sistemine sokuldu.

Altınlar:

eritildi,
yeniden damgalandı,
başka külçelerle karıştırıldı
ve uluslararası piyasalara sürüldü.

Sonra bunlarla:

hammadde,
döviz
ve savaş ekonomisinin ihtiyaçları

satın alındı.

Türkiye de savaş boyunca bu finans ağının geçtiği ülkelerden biriydi. (1) (2)

Yani gerçekten Türkiye’de Nazi altını var mıydı?

Evet.

Bu konuda arşiv belgeleri oldukça açık.

Reichsbank kaynaklı Alman altını Türkiye’ye geldi.

Yağmalanmış Belçika merkez bankası altını Türkiye’ye ulaştı.

Alman bankaları İstanbul’da Reichsbank altını sattı.

Melmer hesabıyla bağlantılı, Nazi kurbanlarından yağmalanmış altının bir bölümü de Türkiye piyasasına ulaştı. (1) (2) (3)

Fakat:

“Türkiye’de hâlâ bulunmayı bekleyen gizli bir Nazi hazinesi var.”

iddiasını destekleyen bir kanıt yok.

Gerçek gizem başka:

Milyonlarca dolarlık yağmalanmış altın farklı ülkelerin bankalarına ve piyasalarına karıştı; savaş bittiğinde hangi külçenin kime ait olduğunu ayırmak neredeyse imkânsız hale gelmişti.

Ve Türkiye dosyasının büyük bölümü:

Soğuk Savaş başladığında siyasi önceliklerin değişmesiyle kapandı.

Kaynaklar ve Belgeler

(1) U.S. National Archives — Holocaust-Era Assets: Turkey
Türkiye’ye gelen Alman altınları, Deutsche Bank ve Dresdner Bank işlemleri, krom ticareti, 10–15 milyon dolarlık tahmin, Belçika altını ve savaş sonrası müzakereler. National Archives
https://www.archives.gov/research/holocaust/finding-aid/civilian/rg-84-turkey.html

(2) U.S. Department of State — Stuart Eizenstat, Nazi Gold Briefing, 2 June 1998
Melmer hesabından gelen Nazi kurbanlarına ait altının bir bölümünün Alman bankaları üzerinden Türkiye serbest altın piyasasında satıldığına ilişkin bulgular. 1997-2001 State Department
https://1997-2001.state.gov/policy_remarks/1998/980602_eizenstat_nazigld.html

(3) U.S. Department of State — Nazi Gold and German Assets in Turkey, 1998 Supplementary Report
1942 ve 1943 altın işlemleri, 3.047 kilogramlık Belçika altını ve savaş sonrasındaki Alman altınlarının akıbeti. 1997-2001 State Department
https://1997-2001.state.gov/www/regions/eur/rpt_9806_ng_turkey.pdf

(4) U.S. National Archives — OSS Records on Gold Transactions in Turkey
1943–44 yıllarında Türkiye’ye gelen Alman altınları, İstanbul’daki haftalık satışlar ve Alman bankalarının altın işlemlerine ilişkin istihbarat kayıtları. National Archives
https://www.archives.gov/research/holocaust/finding-aid/military/rg-226-3b.html

(5) U.S. Department of State — Foreign Relations of the United States, 1949
Türkiye Merkez Bankası’nda bulunan ve Belçika’dan yağmalandığı belirlenen yaklaşık 3,4 milyon dolarlık altına ilişkin Amerikan diplomatik kaydı. Tarih Ofisi
https://history.state.gov/historicaldocuments/frus1949v06/d1152