1982 yılında Kaş açıklarında sünger avlayan bir dalgıç, denizin yaklaşık 45 metre altında tuhaf metal parçaları gördü.
Bunların ne olduğunu bilmiyordu. Yüzeye çıktığında gördüklerini tarif etti: “Kulaklı metal bisküviler.”
Dalgıcın adı Mehmet Çakır‘dı.
Videoda Kullanılan Kaynaklar, Belgeler ve Görseller
Çakır’ın gördüğü nesnelerin aslında Geç Tunç Çağı’na ait öküzgönü biçimli bakır külçeleri olduğu anlaşıldı. Bu tesadüfi keşif, sualtı arkeolojisinin en önemli buluntularından biri olan Uluburun Batığı’nın ortaya çıkarılmasını sağladı. (1)
Yaklaşık MÖ 1320’de batan geminin içinden çıkanlar ise yalnızca bir geminin yükünü değil, 3.300 yıl önce Akdeniz ve Yakın Doğu’yu birbirine bağlayan şaşırtıcı derecede gelişmiş bir ekonomik ağı gösterecekti. (1)
“Kulaklı metal bisküviler”
Uluburun, Antalya’nın Kaş ilçesi yakınlarında, kıyıya oldukça yakın fakat dik ve derin bir deniz tabanında bulunuyor.
Mehmet Çakır’ın 1982’de gördüğü metal parçaları, dört köşesinde çıkıntılar bulunan ve biçimleri hayvan postuna benzediği için bugün “öküzgönü külçeleri” (oxhide ingots) olarak adlandırılan bakır külçeleriydi.
Bu külçeler Tunç Çağı’nın uluslararası metal ticaretinin en karakteristik ürünlerinden biriydi.
Çakır’ın ihbarının ardından bölgenin önemi anlaşıldı ve Institute of Nautical Archaeology (INA) tarafından 1984 yılında sistematik kazılara başlandı. (1)
Fakat arkeologların karşısında olağanüstü zor bir çalışma vardı.
Batık yaklaşık 44–52 metre derinlikte, dik bir yamacın üzerindeydi.
Kazılar 1984’ten 1994’e kadar 11 sezon sürdü.
Toplam 22.413 dalış ve yaklaşık 6.613 saatlik sualtı çalışması gerçekleştirildi. (2)
Sonuçta denizin dibinden adeta Geç Tunç Çağı’nın ekonomik arşivi çıkarıldı.
Gemide 10 ton bakır vardı
Uluburun’un ana yükünü metal oluşturuyordu.
Gemide yaklaşık 10 ton öküzgönü biçimli bakır külçesi ile yaklaşık 1 ton kalay bulunuyordu. (3)
Bu iki metalin birlikte bulunması son derece anlamlıydı.
Çünkü:
Bakır + kalay = bronz
Tunç Çağı’nın silahlarından aletlerine kadar dönemin stratejik malzemesi bronzdu.
Gemideki bakır ve kalayın yaklaşık 10:1 oranında bulunması da bronz üretiminde kullanılan karışıma oldukça yakındı. INA, geminin bakır ve kalay yükünün bu oranını özellikle vurgulamaktadır. (1)
Başka bir ifadeyle Uluburun yalnızca değerli eşya taşıyan bir gemi değildi.
Dönemin en önemli sanayi hammaddelerinden birini taşıyordu.
Bakırın önemli bölümünün Kıbrıs bağlantılı olduğu kabul edilmektedir. Geç Tunç Çağı’nda Kıbrıs, Doğu ve Orta Akdeniz’in başlıca bakır üretim ve ihracat merkezlerinden biriydi. (4)
Ama gemide yalnızca metal yoktu
Uluburun’un gerçek önemi, kargonun tamamına bakıldığında ortaya çıkıyor.
Gemide yaklaşık:
354 öküzgönü biçimli bakır külçesi,
152 yuvarlak bakır külçesi,
110 kalay külçesi parçası,
175 cam külçesi,
yaklaşık 150 Kenan kökenli küp,
büyük depolama küpleri ve
24 taş çapatespit edildi. (3)
Ancak bunlar yalnızca başlangıçtı.
Kargonun içerisinde ayrıca fildişi, su aygırı dişleri, abanoz, altın ve gümüş takılar, akik ve karnelyan gibi yarı değerli taşlar, reçine, seramikler, silahlar, aletler ve çeşitli gıda maddeleri bulunuyordu. (1)
Geminin taşıdığı malların kökenleri tek bir ülkeye veya kültüre ait değildi.
Buluntular Kıbrıs, Levant, Mısır, Ege dünyası ve Afrika’yla bağlantılı ürünleri aynı gemide bir araya getiriyordu. Batık bu nedenle Geç Tunç Çağı’nın uzun mesafeli ticaret sistemini anlamak için eşsiz bir arkeolojik kaynak haline geldi. (1)
Nefertiti’nin adı denizin dibinden çıktı
Batıktaki en şaşırtıcı buluntulardan biri küçücük bir altın nesneydi.
Üzerinde Mısır Kraliçesi Nefertiti’nin adının bulunduğu altın bir skarabe ortaya çıkarıldı. (5)
Bu buluntu geminin Mısır dünyasıyla bağlantısını gösteren önemli parçalardan biridir.
Fakat Uluburun’un ekonomik önemini gösteren asıl unsur tek tek lüks eşyalar değil, bütün kargonun birlikte oluşturduğu tabloydu.
Bir geminin ambarında:
Kıbrıs bakırı,
kalay,
Levant kökenli kaplar,
Mısır bağlantılı eşyalar,
Afrika kökenli fildişi ve abanoz,
Ege dünyasıyla ilişkili seramik ve kişisel eşyalar
bir arada bulunuyordu. (1) (5)
Bu, MÖ 14. yüzyıldaki Doğu Akdeniz’in birbirinden kopuk medeniyetlerden oluşmadığını gösteriyor.
Aksine hammaddeler, lüks mallar ve mamul ürünler yüzlerce, hatta bazı durumlarda binlerce kilometrelik ağlarda dolaşıyordu.
Tunç Çağı’nın konteyner gemisi mi?
Elbette Uluburun’u modern anlamda bir konteyner gemisi olarak tanımlamak doğru olmaz.
Fakat ekonomik işlev açısından ilginç bir benzerlik bulunuyor.
Geminin tahmini uzunluğu yaklaşık 15 metreydi ve yapılan modellemeler yaklaşık 20 tonluk yük ve gemi malzemesi taşıyabilecek kapasitede olduğunu gösteriyor. (3)
Kargonun yerleştirilmesi bile rastgele değildi.
Ağır bakır ve kalay külçeleri geminin alt bölümlerine yerleştirilmiş, farklı mallar kaplara ve büyük küplere doldurulmuştu.
Yani karşımızda yalnızca kıyıdan kıyıya birkaç ürün taşıyan küçük bir tekne yoktu.
Organize edilmiş büyük bir uluslararası yük sevkiyatı vardı.
Gemide tüccarların terazileri de vardı
Uluburun’daki en önemli fakat bakır külçeleri kadar dikkat çekmeyen buluntulardan biri terazi ağırlıklarıdır.
Batıktan farklı ağırlık standartlarıyla ilişkili çok sayıda terazi ağırlığı çıkarıldı.
Texas A&M Üniversitesi’nde yapılan ayrıntılı çalışma, Uluburun ve Gelidonya batıklarındaki ağırlık sistemlerinin Geç Tunç Çağı tüccarlarının ekonomik faaliyetlerini ve uzun mesafeli ticaretin nasıl yürütüldüğünü anlamamızı sağladığını belirtiyor. (6)
Bu küçük ağırlıkların verdiği mesaj aslında oldukça büyük:
3.300 yıl önce farklı bölgeler arasında ticaret yapabilmek için ölçü ve değer sistemlerinin birbirleriyle çevrilebilir olması gerekiyordu.
Bugünkü döviz kurları, kilogram standartları veya uluslararası ticaret ölçüleriyle aynı sistem değildi.
Ama temel problem aynıydı:
Bir tüccar başka bir ülkede malının değerini nasıl ölçecekti?
Uluburun’daki ağırlıklar, Tunç Çağı tüccarlarının bu problemi çözmek için geliştirdikleri sistemlerin fiziksel kanıtlarından biridir. (6)
Bu bir ticaret gemisi miydi, yoksa kralların kargosu mu?
Uluburun hakkında hâlâ çözülemeyen önemli bir soru var.
Bu malların sahibi kimdi?
Gemideki tonlarca hammadde ticari bir seferi düşündürüyor.
Fakat altın eşyalar, değerli taşlar, fildişi ve diğer seçkin mallar başka bir ihtimali ortaya çıkarıyor:
Bunların bir bölümü krallar veya saraylar arasında gönderilen diplomatik hediyeler olabilir.
INA da Uluburun yükünün krallar, devlet yöneticileri veya zengin tüccarlar arasında dolaşan değerli mallara ilişkin önemli kanıt sağladığını belirtiyor. (1)
Dolayısıyla Uluburun’u bugünkü anlamıyla sıradan bir “ticaret gemisi” olarak tanımlamak fazla basitleştirici olabilir.
Geminin yükü hem ticaretin hem de Geç Tunç Çağı’nın diplomatik hediye sisteminin parçası olmuş olabilir.
3.300 yıl önce “küresel ekonomi” var mıydı?
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.
Uluburun Batığı’nın “dünyanın ilk küresel ekonomisini kanıtladığını” söylemek bilimsel açıdan fazla iddialı olur.
MÖ 14. yüzyıldaki ticaret ağı bugünkü anlamıyla küresel değildi.
Amerika, Uzak Doğu ve dünyanın büyük bölümü bu ekonomik sistemin içerisinde değildi.
Fakat Uluburun’un gösterdiği şey yine de olağanüstü:
Geç Tunç Çağı Doğu Akdeniz ekonomisi, çok sayıda bölgenin birbirine bağlandığı karmaşık bir uluslararası ticaret sistemiydi.
Bakır bir yerde üretiliyor,
kalay başka bir bölgeden geliyor,
cam başka merkezlerde hazırlanıyor,
Afrika’dan egzotik hammaddeler taşınıyor,
Levant’ta kaplara doldurulan ürünler gemilere yükleniyor,
Ege ve Mısır dünyasının malları aynı dolaşım sistemine giriyordu.
Texas A&M’in çalışmalarında öküzgönü biçimli bakır külçeleri, devlet düzeyindeki toplumların ihracat için ürettiği standartlaştırılmış erken endüstriyel ürünler olarak değerlendiriliyor. (4)
Bu nedenle “3.300 yıllık dünya ekonomisi” ifadesini tarihsel bir metafor olarak kullanabiliriz.
Daha bilimsel karşılığı ise şudur:
Geç Tunç Çağı’nın uluslararası ekonomik ağı.
Ve bütün bunları bir süngerci buldu
Uluburun’un belki de en güzel tarafı burada.
Keşif büyük bir üniversitenin milyon dolarlık araştırma projesiyle başlamadı.
Uydu görüntüsüyle bulunmadı.
Bir arkeolog da keşfetmedi.
1982’de Kaş açıklarında sünger arayan Mehmet Çakır, denizin dibindeki birkaç garip metal parçayı fark etti.
Ne olduklarını bilmiyordu.
Ama gördüklerini unutmadı ve haber verdi.
O “kulaklı metal bisküviler” daha sonra yaklaşık on yıl süren bir arkeolojik kazıya dönüştü.
Ve denizin dibinden çıkarılan gemi, bugün Geç Tunç Çağı’nın ticaretini, metal ekonomisini, diplomatik ilişkilerini ve uluslararası bağlantılarını anlamak için elimizdeki en önemli arkeolojik kanıtlardan biri. (1)
Bazen dünya tarihinin büyük hikâyeleri gerçekten böyle başlıyor:
Bir süngerci dalıyor…
ve 3.300 yıl önce birbirine bağlanmış bir dünyanın izlerini buluyor.
Belgeler ve Kaynaklar
(1) Institute of Nautical Archaeology — Uluburun Late Bronze Age Shipwreck Excavation
Uluburun’un 1982’de bir Türk sünger dalgıcı tarafından keşfedilmesi, yaklaşık MÖ 1320 tarihlemesi, 1984–1994 arasındaki 11 kazı sezonu, 22.000’den fazla dalış ve geminin bakır, kalay ve lüks eşya yüküne ilişkin INA’nın proje kaydı. Institute of Nautical Archaeology
Belgeyi aç — Institute of Nautical Archaeology(2) Cemal M. Pulak / Institute of Nautical Archaeology — 1994 Excavation at Uluburun: The Final Campaign
Kazının son sezonuna ilişkin rapor. Toplam 22.413 dalış ve 6.613 saatlik sualtı kazısı kaydedildiğini bildiriyor. Institute of Nautical Archaeology
Belgeyi aç — INA Quarterly kazı raporu(3) Shih-Han Samuel Lin / Texas A&M University — Lading of the Late Bronze Age Ship at Uluburun
Uluburun’un yük dağılımı ve geminin kapasitesi üzerine akademik çalışma. Yaklaşık 10 ton öküzgönü bakır külçesi, 1 ton kalay, 175 cam külçesi ve diğer yüklerin ayrıntılı envanterini içeriyor. Çalışma gemi için yaklaşık 15 × 5 × 2 metre boyutlarında bir modelin yaklaşık 20 ton yükü taşıyabileceğini gösteriyor. OAKTrust
Akademik çalışmayı aç — Texas A&M University(4) Michael Rice Jones / Texas A&M University — Oxhide Ingots, Copper Production, and the Mediterranean Trade
Tunç Çağı’ndaki bakır üretimi ve uluslararası ticareti inceleyen akademik çalışma. Kıbrıs’ın önemli bakır tedarikçisi haline gelmesini ve öküzgönü külçelerinin ihracat amacıyla üretilen standartlaştırılmış erken endüstriyel ürünler olarak işlevini değerlendiriyor. OAKTrust
Akademik çalışmayı aç — Texas A&M University(5) Bodrum Museum — Uluburun Shipwreck
Uluburun’un kargosu; Nefertiti’nin adını taşıyan altın skarabe, cam külçeleri, fildişi, abanoz, reçine, seramikler ve diğer buluntular hakkında ayrıntılı envanter ve açıklamalar. Bodrum Müzesi
Uluburun Batığı koleksiyonunu incele — Bodrum Museum(6) Cemal Pulak / Texas A&M University — Analysis of the Weight Assemblages from Uluburun and Cape Gelidonya
Batıklardan çıkarılan terazi ağırlıklarını inceleyen akademik çalışma. Geç Tunç Çağı tüccarlarının kullandıkları farklı ağırlık standartları, ticari standardizasyon ve uzun mesafeli ekonomik ilişkiler hakkında doğrudan arkeolojik kanıt sunuyor. OAKTrust
Akademik çalışmayı aç — Texas A&M University
Bir Süngerci Daldı, 3.300 Yıllık Dünya Ekonomisini Buldu! | Uluburun Batığı
Belgeler
-
Bodrum Museum — Uluburun Shipwreck
Bodrum Museum — Uluburun Shipwreck
Uluburun'un kargosu; Nefertiti'nin adını taşıyan altın skarabe, cam külçeleri, fildişi, abanoz, reçine, seramikler ve diğer buluntular hakkında ayrıntılı envanter ve açıklamalar.
-
Cemal Pulak / Texas A&M University — Analysis of the Weight Assemblages from Uluburun and Cape Gelidonya
Texas A&M University
Batıklardan çıkarılan terazi ağırlıklarını inceleyen akademik çalışma. Geç Tunç Çağı tüccarlarının kullandıkları farklı ağırlık standartları, ticari standardizasyon ve uzun mesafeli ekonomik ilişkiler hakkında doğrudan arkeolojik kanıt sunuyor.