Tarih

Hain Kimdi? Vahdeddin, Damat Ferid ve Millî Mücadele’ye Karşı İstanbul Hükümeti

Hain Kimdi? Vahdeddin, Damat Ferid ve Millî Mücadele’ye Karşı İstanbul Hükümeti

1920 yılına gelindiğinde Osmanlı Devleti yalnızca dışarıdan gelen bir işgalle karşı karşıya değildi. İstanbul Hükümeti ile Anadolu’da giderek güçlenen Millî Mücadele arasında da açık bir iktidar mücadelesi yaşanıyordu.

16 Mart 1920’de İstanbul İtilaf Devletleri tarafından resmen işgal edildi. Salih Paşa hükümetinin istifasının ardından Damat Ferid Paşa yeniden sadrazam oldu. Damat Ferid’in göreve dönüşünün hemen ardından İngiliz Yüksek Komiseri Amiral John de Robeck ile yaptığı görüşme, İstanbul Hükümeti’nin Millî Mücadele’ye karşı izleyeceği siyaseti göstermesi bakımından oldukça önemlidir. (1)

Videoda Kullanılan Kaynaklar, Belgeler ve Görseller

Damat Ferid İngilizlerden ne istedi?

Türk Tarih Kurumu’nun yayımladığı İngiliz belgelerine göre Damat Ferid Paşa, 7 Nisan 1920’de Amiral de Robeck’i ziyaret etti.

Görüşmede iktidara geliş amacının Millî Hareket’i merkezî hükümetin iradesine tâbi kılmak olduğunu söyledi. Bunun için padişahın manevî otoritesinden yararlanacağını, direnişe devam edenlere karşı ise maddî kuvvet kullanılması gerekeceğini ifade etti.

Damat Ferid ayrıca Millî Mücadele’ye karşı hareket eden Anzavur’dan söz ederek ona top ve cephane sağlanmasının yararlı olacağını belirtti. De Robeck ise silah yardımı konusunu General Milne ile görüşeceğini bildirdi. (1)

Aynı görüşmede Damat Ferid’in, İngiliz makamlarının onaylayacağı biçimde çalışmak istediğini söylediği de İngiliz belgelerine dayanan çalışmada aktarılmaktadır. (1)

Bu temas, Damat Ferid hükümetinin Anadolu’daki Millî Hareket’i bastırma politikasında İngiliz makamlarıyla doğrudan temas kurduğunu gösteren önemli belgelerden biridir.

Kuvâ-yı Milliye “âsi” ilan edildi

Ardından mücadele daha da sertleşti.

Damat Ferid hükümeti 10 Nisan’da yayımladığı genelgede Millî Hareket’i “fitne ve fesad”, Kuvâ-yı Milliyecileri ise “âsi” olarak nitelendirdi. Şeyhülislâm Dürrizâde Abdullah tarafından yayımlanan fetvada da Millî Mücadele taraftarlarına karşı çok daha ağır ifadeler kullanıldı. (2)

18 Nisan 1920’de ise Kuvâ-yı Milliye’ye karşı kullanılmak üzere Kuvâ-yı İnzibâtiyye adlı askerî teşkilât kuruldu. Bu kuvvet kamuoyunda daha sonra “Hilafet Ordusu” adıyla da anılacaktı. (2)

İstanbul Hükümeti böylece Millî Mücadele’ye karşı yalnızca siyasî ve dinî araçlara değil, askerî kuvvete de başvurmuş oldu.

Fakat Anadolu’da bunun tam tersi yönde bir gelişme yaşanıyordu.

23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi Ankara’da açıldı. (1)

İstanbul’un karşısında artık yalnızca dağınık bir direniş hareketi değil, meclisi ve hükümeti bulunan yeni bir siyasî merkez vardı.

Mustafa Kemal ve arkadaşlarına idam kararı

İstanbul Hükümeti’nin Millî Mücadele’ye karşı attığı en ağır adımlardan biri ise askerî mahkemeler aracılığıyla geldi.

Nemrut Mustafa Paşa başkanlığındaki Dersaadet Birinci İdare-i Örfiye Divân-ı Harb-i Örfîsi; Mustafa Kemal Paşa, Ali Fuat Paşa, Kara Vasıf Bey, Alfred Rüstem Bey, Dr. Adnan Adıvar ve Halide Edip’in de aralarında bulunduğu Millî Mücadele’nin önde gelen isimlerini gıyaben idama mahkûm etti. (3)

Mahkemenin gerekçesinde bu kişilerin “Kuvâ-yı Milliye” adı altında ülkede “fitne” ve “fesat” çıkardıkları ileri sürülüyordu. (3)

Fakat karar yalnızca askerî mahkemenin verdiği bir hüküm olarak kalmadı.

İdam hükmü Sultan Vahdeddin tarafından da onaylandı ve 24 Mayıs 1920 tarihli Takvim-i Vekâyi’de yayımlandı. (3)

Atatürk Ansiklopedisi’ndeki Vahdeddin maddesinde, padişahın Mustafa Kemal hakkındaki hükmü “ele geçirildiğinde tekrar muhakeme edilmek” kaydıyla tasdik ettiği belirtilmektedir. (4)

Dolayısıyla zaman zaman ileri sürülen “Vahdeddin’in Mustafa Kemal hakkındaki idam kararından haberi yoktu” iddiası, mevcut belgelerle uyuşmamaktadır.

Burada önemli bir ayrım yapmak gerekir: İdam hükmünü veren makam İstanbul’daki askerî mahkemeydi; Vahdeddin ise verilen hükmü tasdik etti.

İstanbul “hain” diyordu, Ankara da karşılık verdi

Dönemin en dikkat çekici ayrıntılarından biri, “hain” kelimesinin bizzat dönemin siyasî mücadelesinin bir parçası olmasıdır.

Damat Ferid hükümetinin yayımlattığı fetvada Millî Mücadele taraftarları hain olarak nitelendiriliyordu. (1)

Fakat Ankara’da kurulan yeni yönetim de İstanbul hükümetine karşı çok sert bir tutum aldı.

TBMM, 29 Nisan 1920’de Hıyânet-i Vataniyye Kanunu’nu kabul etti. Damat Ferid Paşa daha sonra Ankara tarafından vatandaşlıktan çıkarıldı ve vatan haini ilan edildi. (5)

Böylece 1920’de ortaya son derece çarpıcı bir tablo çıktı:

İstanbul, Millî Mücadelecileri hain ilan ediyordu. Ankara ise Damat Ferid’i vatan haini ilan ediyordu.

Tarihî tartışmanın bugün dahi sürmesinin nedenlerinden biri tam olarak budur.

İki yıl sonra dengeler tamamen değişti

İstanbul Hükümeti’nin bastırmaya çalıştığı Millî Mücadele ortadan kaldırılamadı.

Askerî ve siyasî gelişmelerin ardından Ankara’nın konumu giderek güçlendi. Büyük Taarruz’un ardından süreç Mudanya Mütarekesi’ne ulaştı.

Ve 1 Kasım 1922’de TBMM saltanatı kaldırdı. (6)

Bundan yalnızca 16 gün sonra Osmanlı tarihinin en tartışmalı sahnelerinden biri yaşandı.

Sultan Vahdeddin, İstanbul’daki İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanı General Charles Harington’a başvurarak hayatını tehlikede gördüğünü bildirdi.

17 Kasım 1922 sabahı Dolmabahçe Sarayı’ndan ayrıldı ve Boğaziçi’nde bulunan İngiliz savaş gemisi HMS Malaya’ya binerek İstanbul’u terk etti. (7)

Atatürk Ansiklopedisi’nin başka bir maddesinde bu olay açık biçimde Vahdeddin’in “İngilizlere iltica ederek İstanbul’dan ayrılması” şeklinde ifade edilmektedir. (6)

Burada “kaçtı”, “sığındı”, “iltica etti” veya “İstanbul’dan ayrıldı” ifadeleri tarih yazımında farklı siyasî yorumlara konu olmaktadır.

Belgelere dayanarak kesin biçimde söylenebilecek nokta şudur:

Vahdeddin hayatını tehlikede gördüğünü İngiliz makamlarına bildirmiş, İngiliz koruması talep etmiş ve bir İngiliz savaş gemisiyle İstanbul’dan ayrılmıştır. (7)

Peki, hain kimdi?

Bugünden geçmişe yalnızca tek kelimelik bir hüküm vermek, dönemin karmaşık siyasî şartlarını açıklamak için yeterli değildir.

Fakat belgelenmiş olayları yan yana koyabiliriz.

Damat Ferid Paşa, İngiliz Yüksek Komiseriyle görüşerek Millî Hareket’in bastırılması için kuvvet kullanılmasını gündeme getirdi ve Millî Mücadele karşıtı kuvvetlerin desteklenmesini istedi. (1)

Kuvâ-yı Milliye “âsi” ilan edildi ve ona karşı Kuvâ-yı İnzibâtiyye kuruldu. (2)

Mustafa Kemal ve Millî Mücadele’nin önde gelen isimleri İstanbul’daki askerî mahkeme tarafından idama mahkûm edildi; Mustafa Kemal hakkındaki hüküm Vahdeddin tarafından tasdik edildi. (3) (4)

İki yıl sonra ise İstanbul’un bastırmaya ve yargılamaya çalıştığı hareket ülkenin hâkim siyasî ve askerî gücü haline geldi. Saltanat kaldırıldı ve Vahdeddin İngiliz koruması altında İstanbul’dan ayrıldı. (6) (7)

Dolayısıyla belki de tarih açısından daha ilginç soru şudur:

1920’de kim kimi “hain” ilan etmişti ve yalnızca iki yıl sonra kimin hükmü geçerli kalmıştı?

Tarih bazen kimin kimi yargıladığını gerçekten çok hızlı değiştiriyor.


Belgeler ve Kaynaklar

(1) Türk Tarih Kurumu — İngiliz Belgelerinde (I) İstanbul’un İşgali (16 Mart 1920)
Damat Ferid Paşa’nın 7 Nisan 1920’de Amiral de Robeck ile yaptığı görüşme; Millî Hareket’e karşı kuvvet kullanılması, Anzavur’a silah ve cephane sağlanması meselesi, fetva ve TBMM’nin açılışı hakkında İngiliz belgelerine dayalı çalışma. TTAPDK
https://ttk.gov.tr/ingiliz-belgelerinde-i-istanbulun-isgali-16-mart-1920/

(3) Atatürk Ansiklopedisi — Nemrut Mustafa Paşa
Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının gıyaben idama mahkûm edilmeleri ve hükmün padişah tarafından onaylanarak 24 Mayıs 1920 tarihli Takvim-i Vekâyi‘de yayımlanması. Atatürk Ansiklopedisi
https://islamansiklopedisi.org.tr/damad-ferid-pasa

(2) TDV İslâm Ansiklopedisi — Damad Ferid Paşa
Kuvâ-yı Milliyecilerin “âsi” ilan edilmesi, fetva ve 18 Nisan 1920’de Kuvâ-yı İnzibâtiyye’nin kurulması. TDV İslâm Ansiklopedisi
https://islamansiklopedisi.org.tr/damad-ferid-pasa

(4) Atatürk Ansiklopedisi — VI. Mehmet Vahdeddin
Mustafa Kemal hakkındaki idam hükmünün Vahdeddin tarafından 24 Mayıs 1920’de tasdik edilmesi ve Kuvâ-yı İnzibâtiyye süreci. Atatürk Ansiklopedisi
https://www.ataturkansiklopedisi.gov.tr/detay/132/Vahidettin%2C-Padi%C5%9Fah-VI.-Mehmet-%281861–1926%29

(5) TDV İslâm Ansiklopedisi — İstiklâl Mahkemeleri
Hıyânet-i Vataniyye Kanunu ve TBMM’nin Damat Ferid Paşa’yı vatandaşlıktan çıkararak vatan haini ilan etmesi. TDV İslâm Ansiklopedisi
https://islamansiklopedisi.org.tr/istiklal-mahkemeleri

(6) Atatürk Ansiklopedisi — Hariciye Vekâleti İstanbul Murahhaslığı
Saltanatın 1 Kasım 1922’de kaldırılması ve Vahdeddin’in 17 Kasım’da İngilizlere iltica ederek İstanbul’dan ayrılması. Atatürk Ansiklopedisi
https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/detay/1030/Hariciye-Vek%C3%A2leti-%C4%B0stanbul-Murahhasl%C4%B1%C4%9F%C4%B1

(7) Atatürk Ansiklopedisi — VI. Mehmet Vahdeddin (PDF)
Vahdeddin’in General Harington’a hayatını tehlikede gördüğünü bildirmesi ve 17 Kasım 1922’de HMS Malaya ile İstanbul’dan ayrılması. Atatürk Ansiklopedisi
https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/bilgi/vahidettin-padisah-vi-mehmet-1861-1926/?pdf=3283