Tarih

Selanik Nasıl Kaybedildi? Hasan Tahsin Paşa, 26 Bin Asker ve 482 Yıllık Hâkimiyetin Sonu

Selanik, 1430 yılında II. Murad döneminde Osmanlı hâkimiyetine girdi. 1912’de Birinci Balkan Savaşı sırasında Yunan ordusuna teslim edildi. Böylece yaklaşık 482 yıllık Osmanlı hâkimiyeti sona erdi.

Fakat Selanik’in kaybı, sıradan bir şehir kaybından çok daha tartışmalıydı.

Şehrin savunmasından sorumlu Hasan Tahsin Paşa neden savaşmaya devam etmedi? Osmanlı ordusunun elinde kaç asker vardı? Yunan ordusu şehre yaklaşırken Bulgar ordusunun Selanik’e doğru ilerlemesi teslim kararını etkiledi mi? Ve Tahsin Paşa direnmiş olsaydı Selanik’in kaderi gerçekten değişebilir miydi?

Bu dosyada Selanik’in teslimini Osmanlı arşiv belgeleri, Genelkurmay askerî tarih çalışmaları, Yunan askerî kayıtları ve dönemin uluslararası raporları üzerinden inceliyoruz.

Videoda Kullanılan Kaynaklar, Belgeler ve Görseller


Osmanlı’nın Balkanlar’daki en önemli şehirlerinden biri

  1. yüzyılın başında Selanik yalnızca büyük bir Osmanlı şehri değildi.

Ege’ye açılan limanı, demiryolu bağlantıları ve Balkanların iç kesimleriyle kurduğu ticari ilişki sayesinde imparatorluğun Avrupa’daki en önemli ekonomik ve stratejik merkezlerinden biri hâline gelmişti. Selanik-Manastır demiryolu ve İstanbul bağlantısı şehrin hinterlandını daha da genişletmişti. (1)

Aynı zamanda Selanik son derece kozmopolit bir şehirdi.

Müslümanlar, Yahudiler, Rumlar, Bulgarlar ve diğer topluluklar aynı şehirde yaşıyordu. Osmanlı yönetiminin sona ermesinden hemen sonra yapılan 1913 nüfus sayımında yaklaşık 158 bin kişilik bir nüfus kaydedildi. Bunun yaklaşık 61 bini Yahudi, 46 bini Müslüman ve 40 bini Rum nüfustan oluşuyordu. (2)

Bu tablo, 1912’de kaybedilen Selanik’in yalnızca askerî değil; ekonomik, demografik ve siyasi açıdan da son derece önemli olduğunu gösteriyor.


Balkan Savaşı başladı: Selanik’in kaderi Hasan Tahsin Paşa’nın elinde

Birinci Balkan Savaşı Ekim 1912’de başladığında Osmanlı Devleti; Bulgaristan, Sırbistan, Yunanistan ve Karadağ’ın oluşturduğu Balkan ittifakıyla karşı karşıyaydı.

Batı cephesindeki kritik isimlerden biri Ferik Hasan Tahsin Paşa idi.

Tahsin Paşa’nın görevlendirilmesiyle ilgili Osmanlı arşivlerinde doğrudan belgeler bulunuyor.

İ.HB. 123/36 numaralı İrade-i Harbiye belgesinin katalog özetinde:

“Yanya Valisi Ferik Hasan Tahsin Paşa’nın, uhdesinde valilik ibka edilmek üzere Hudud-ı Yunaniye Kumandanlığı’na tayini.”

ifadesi yer alıyor. (3)

Yani Hasan Tahsin Paşa, Yanya valiliği üzerinde bırakılarak Yunan sınırı kumandanlığına tayin edilmişti.

Aynı görevlendirmeyle bağlantılı bürokratik yazışmalar BEO 4095/307079 numaralı belgede de karşımıza çıkıyor. (4)

Dolayısıyla Tahsin Paşa’nın askerî görevlendirilmesi, Osmanlı devlet mekanizması içinde Harbiye bürokrasisi ve padişah iradesiyle resmiyet kazanan bir karardı.


Tahsin Paşa daha önce aktif görev dışına çıkarılmıştı

Hasan Tahsin Paşa’nın görevlendirilmesini tartışmalı hâle getiren ayrıntılardan biri, Balkan Savaşı’ndan kısa süre önceki askerî kariyeridir.

Tahsin Paşa 1910 yılında umum açığına alınmış, daha sonra yeniden aktif göreve getirilmişti. Cumhuriyet döneminde yayımlanan askerî tarih çalışmalarında ise Balkan Savaşı sırasındaki komutanlığı hakkında son derece ağır değerlendirmeler yapılacaktı. (5)

Bu nedenle Tahsin Paşa’nın Selanik’in kaderini belirleyecek bir konuma getirilmesinin askerî açıdan ne kadar isabetli olduğu daha sonra ciddi biçimde tartışıldı.


Genelkurmay’dan Tahsin Paşa hakkında çok ağır değerlendirme

Tahsin Paşa’nın askerî performansına ilişkin en dikkat çekici değerlendirmelerden biri Cumhuriyet döneminde Genelkurmay tarafından yayımlanan askerî tarih çalışmasında bulunuyor.

Genelkurmay ATASE Başkanlığının yayımladığı Balkan Savaşı’na Katılan Komutanların Yaşam Öyküleri adlı çalışmada Tahsin Paşa’nın Yenice Muharebesi’ndeki performansı son derece ağır ifadelerle eleştiriliyor.

Çalışmada Yenice’deki yenilgi onun:

“ilgisizliği ve bilgisizliği”

ile ilişkilendiriliyor. (5)

Aynı askerî tarih anlatısında Tahsin Paşa’nın Yenice’den sonra Selanik bölgesine çekildiği, Selanik Savunma Komutanlığını devraldığı ve Vardar kıyısında savunmayı göze alamadığı belirtiliyor. (5)

Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.

“Tahsin Paşa liyakatsizdi” şeklinde bağımsız bir hüküm vermek yerine, Türk Genelkurmayının daha sonra yayımladığı askerî tarih çalışmasının Tahsin Paşa’nın komutanlığı hakkında son derece olumsuz bir değerlendirme yaptığını söylemek daha doğru.


Yenice Muharebesi ve Selanik yolunun açılması

Selanik’in teslimini anlatırken önemli bir tarihsel ayrıntı gözden kaçırılmamalıdır:

Osmanlı ordusu bölgede hiç savaşmadan teslim olmadı.

Teslimden önce Yenice Muharebesi yaşandı.

Osmanlı kuvvetlerinin burada yenilmesi, Yunan ordusunun Selanik’e ilerlemesinin önünü açtı. Tahsin Paşa’nın kuvvetleri geri çekilirken Yunan ordusu şehre yaklaşmaya başladı. (5)

Bu nedenle zaman zaman kullanılan:

“Selanik tek kurşun atılmadan kaybedildi.”

ifadesini kelimesi kelimesine tarihsel bir gerçek olarak okumamak gerekir.

Çünkü Selanik yolunda muharebe yaşanmıştı.

Daha doğru ifade şudur:

Selanik şehri için son bir savunma muharebesi verilmeden şehir teslim edildi.

Salim Aydın’ın Osmanlı arşiv belgelerini temel alan akademik çalışması da Selanik’in Hasan Tahsin Paşa tarafından 9 Kasım 1912’de savaş yapılmadan Yunan tarafına teslim edildiğini belirtmektedir. (1) DergiPark


Yunan ordusu ilerliyordu, Bulgarlar da Selanik’e yaklaşıyordu

Selanik üzerindeki mücadele yalnızca Osmanlılarla Yunanlar arasında değildi.

Balkan devletleri Osmanlı Devleti’ne karşı birlikte savaşmalarına rağmen ele geçirilecek toprakların paylaşımı konusunda kendi hedeflerine sahipti.

Yunan ordusu Selanik’e doğru ilerlerken Bulgar kuvvetleri de şehre yaklaşıyordu.

Bu nedenle Selanik’in kimin kontrolüne geçeceği giderek bir zaman yarışına dönüşüyordu.

Hasan Tahsin Paşa işte bu şartlar altında Yunan tarafıyla teslim görüşmelerine başladı. (6)


Selanik’in teslim görüşmeleri

Yunan ordusunun resmî askerî tarih anlatımına göre Yunan Genel Karargâhını temsilen Viktor Dousmanis ve Ioannis Metaxas, Hasan Tahsin Paşa ile görüştü.

Yaklaşık iki saat süren görüşmenin ardından 26 Ekim 1912 saat 23.00’te — Gregoryen takvimle 8 Kasım’ı 9 Kasım’a bağlayan süreç — Selanik’in ve şehirdeki Osmanlı ordusunun teslim protokolü imzalandı. (6)

Protokolün üçüncü maddesinde şehrin barış antlaşması yapılıncaya kadar Yunan ordusuna teslim edildiği belirtiliyordu. (6)

Teslim şartlarına göre Osmanlı askerleri silahlarını bırakacak ve belirlenen yerlerde kalacaktı.

Osmanlı subaylarının kılıçlarını taşımalarına izin verilecek; ancak savaş devam ettiği sürece Yunan ordusuna ve müttefiklerine karşı silah kullanmamaları şart koşulacaktı.

Toplar ve diğer askerî malzeme Yunan ordusuna teslim edilirken jandarma ve polis asayiş görevi kapsamında silahlarını koruyabilecekti. (6)


Yaklaşık 26 bin Osmanlı askeri silah bıraktı

Teslim olan Osmanlı kuvvetlerinin sayısı konusunda kaynaklar arasında farklılık bulunuyor.

Yunan ordusunun resmî tarih sayfasında:

25.000 er ve yaklaşık 1.000 subayın teslim olduğu belirtiliyor.

Yani toplam sayı yaklaşık 26 bin asker. (6)

Aynı kaynak Yunan ordusunun eline geçen askerî malzeme arasında:

  • 70 top
  • 30 makineli tüfek
  • 1.200 at
  • ve çok miktarda askerî malzeme

bulunduğunu bildiriyor. (6)

Fakat Türk Genelkurmayının daha sonraki askerî tarih anlatısında farklı bir rakam bulunuyor.

Burada Tahsin Paşa’nın “40.000 kişiye yaklaşan bir kuvveti” bütün silah, araç ve gereçleriyle teslim ettiği belirtiliyor. (5)

Dolayısıyla teslim olan kuvvetin kesin büyüklüğü konusunda kaynaklar aynı rakamı vermiyor.

Videoda yaklaşık 26 bin asker rakamını kullanmamızın nedeni, teslim protokolünü anlatan Yunan askerî kaynağının verdiği 25 bin er + yaklaşık bin subay rakamıdır.


Osmanlı arşivlerinde Selanik’in teslimi

Selanik’in tesliminden sonra konu Osmanlı merkezi idaresinin yazışmalarına da yansıdı.

Burada özellikle MV 171/79 numaralı Osmanlı arşiv belgesi dikkat çekiyor.

Belgenin konusu:

Selanik Kumandanlığı ile Yunan Başkumandanlığı arasında yapılan anlaşmaya göre Selanik’in Yunanistan’a teslimi hususunda Harbiye Nezareti’nin mütalaasının alınmasıdır. (7)

Burada önemli bir ayrıntının altını çizelim:

MV 171/79 Hasan Tahsin Paşa’nın atanma belgesi değildir.

Bu belge doğrudan Selanik’in teslimiyle ilgili devlet yazışmasıdır.

Tahsin Paşa’nın askerî görevlendirilmesi için kullanılabilecek belgeler İ.HB. 123/36 ve BEO 4095/307079’dur. (3) (4)


Teslimden sonra Osmanlı askerlerinin durumu

Selanik’in teslim edilmesiyle sorunlar sona ermedi.

Teslim protokolünün uygulanması ve Osmanlı askerlerinin durumu kısa süre sonra İstanbul ile Selanik arasında diplomatik bir mesele hâline geldi.

Hasan Tahsin Paşa’nın Avusturya-Macaristan’ın Selanik Konsolosluğu aracılığıyla İstanbul’a ulaştırdığı bir telgrafta, teslim protokolüne uyulmadığı ve Osmanlı askerlerinin Yunanistan’a götürülmek istendiği bildiriliyordu.

Bu yazışma Osmanlı arşivindeki BEO 4116/308645 numaralı belgede kayıtlıdır. (8)

Aynı belge, Selanik’teki olayları Alman konsolosluk raporları üzerinden inceleyen akademik çalışmanın kaynakçasında da 23 Kasım 1912 tarihli BEO 4116/308645, Lef 2 şeklinde yer almaktadır. (9) DergiPark


Selanik’teki Müslüman nüfus için tehlike ne kadar büyüktü?

Teslim kararını değerlendirirken savaşın yalnızca askerler arasında yaşanmadığını da hesaba katmak gerekiyor.

Balkan Savaşları sırasında Makedonya’daki Müslüman sivil nüfusa yönelik öldürme, yağma, köy yakma ve zorunlu göç olayları dönemin uluslararası raporlarına yansıdı.

Bu konuda en önemli kaynaklardan biri Carnegie Endowment for International Peace tarafından oluşturulan uluslararası komisyonun 1914 yılında yayımladığı Balkan Savaşları raporudur. (10)

Komisyonun raporunda Makedonya’daki Müslüman nüfusun Birinci Balkan Savaşı sırasındaki durumu özel bir bölümde incelenmektedir.

Rapora göre bazı bölgelerde Müslüman köyleri yakılmış, yağmalama ve öldürme olayları yaşanmış ve Selanik binlerce evsiz Müslüman mülteciyle dolmuştu. (10)


Bulgar komitacıları hakkındaki tanıklıklar

Carnegie Komisyonunun eklerinde Bulgar birlikleri ve özellikle düzensiz silahlı grupların faaliyetlerine ilişkin son derece ağır tanıklıklar bulunuyor.

Örneğin Strumitsa ve çevresinden gelen bazı Müslümanların ifadelerinde Bulgar silahlı gruplarının erkekleri topladığı, yağma yaptığı, köyleri yaktığı ve sivilleri öldürdüğü ileri sürülmektedir. (11)

Selanik yakınlarındaki ve Makedonya’nın çeşitli bölgelerindeki Müslüman mültecilerin ifadeleri de rapora geçirilmiştir. (11)

Ancak burada önemli bir metodolojik uyarı gerekiyor:

Carnegie raporunun eklerinde bulunan her anlatı komisyonun doğrudan gözlemlediği bir olay değildir.

Bazıları tanık ifadeleri, bazıları başka kaynaklardan aktarılan bilgiler, bazıları ise komisyon üyelerinin doğrudan yaptığı incelemelerdir.

Nitekim raporun kendisi bazı anlatılarda kaynağın sorumluluğunu özellikle belirtiyor. (11) Promacedonia

Dolayısıyla:

“Bulgarlar Selanik’i alsaydı kesinlikle şu yaşanırdı”

demek tarihsel olarak kanıtlanabilir bir sonuç değildir.

Fakat savaş sırasında Makedonya’daki Müslüman nüfusun ciddi bir şiddet ve göç tehdidiyle karşı karşıya bulunduğunu gösteren güçlü dönem kaynakları vardır.


Şiddet yalnızca bir tarafa ait değildi

Carnegie raporunun önemli özelliklerinden biri, Balkan Savaşları’ndaki şiddeti yalnızca tek bir taraf üzerinden anlatmamasıdır.

Raporda Bulgar, Yunan ve Sırp kontrolündeki bölgelerde sivillere yönelik şiddet vakaları ele alınmaktadır.

Örneğin Selanik yakınındaki Yailadjik köyüne ilişkin bir Müslüman tanığın ifadesinde Bulgar askerlerinin köyden geçtikleri sırada zarar vermediği, daha sonra gelen Yunan askerleri ve çevredeki bazı unsurların ise öldürme, yağma ve ev yakma eylemlerinde bulunduğu ileri sürülmektedir. (11) Promacedonia

Bu ayrıntı önemlidir.

Çünkü Balkan Savaşları sırasında yaşanan sivil felaketi yalnızca tek bir millet veya ordu üzerinden okumak tarihsel tabloyu eksik bırakır.


Alman konsolosluk raporları ne söylüyor?

Carnegie Komisyonu tek kaynak değildir.

Ozan Tuna ve Yakup Yılmaz’ın Alman Konsolosluk Raporlarına Göre Birinci Balkan Savaşı’nda Selanik’te Yaşanan Bulgar ve Yunan Mezalimi başlıklı akademik çalışması, Almanya Dışişleri Bakanlığı Arşivi’ndeki Selanik konsolosluk raporlarını incelemektedir. (9)

Araştırmacıların aktardığı Alman diplomatik belgelerinde Selanik’teki Müslüman Türklere yönelik yağma, talan ve öldürme olayları kayıt altına alınmıştır. (9)

Bu kayıtlar, Selanik’in tesliminin ardından dahi şehirdeki Müslüman nüfus açısından güvenlik problemlerinin tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor.


Tahsin Paşa neden teslim oldu?

Hasan Tahsin Paşa’nın kararını değerlendirirken iki farklı meseleyi birbirinden ayırmak gerekiyor.

Birincisi askerî tablo.

Osmanlı kuvvetleri Yenice’de yenilmişti. Yunan ordusu Selanik’e doğru ilerliyordu. Türk Genelkurmayının daha sonraki askerî tarih değerlendirmesi Tahsin Paşa’nın komutanlığı konusunda son derece ağır eleştiriler içeriyor. (5)

İkincisi ise şehir ve sivil nüfus.

Selanik yoğun nüfuslu, çok etnisiteli bir şehirdi. Şehrin içinde veya hemen çevresinde gerçekleştirilecek büyük çaplı bir savunmanın askerlerin yanı sıra siviller açısından da ağır sonuçlar doğurması mümkündü.

Tahsin Paşa’nın teslim kararını savunan anlatılarda, gereksiz kan dökülmesini önleme düşüncesi öne çıkar.

Ancak bu gerekçe, askerî açıdan daha uzun süre direnmenin mümkün olup olmadığı sorusunu ortadan kaldırmıyor.

İşte Selanik tartışmasının bir asırdan fazla zaman sonra bile devam etmesinin temel nedeni burada yatıyor.


482 yıllık dönem sona erdi

Teslim protokolünün ardından Yunan birlikleri Selanik’e girmeye başladı.

Yunan askerî tarih kaynağına göre teslimin ayrıntılarını düzenleyen ek protokol ertesi sabah imzalandı ve Osmanlı kuvvetlerinin silahsızlandırılması devam etti. (6)

Böylece 1430’da başlayan Osmanlı Selanik’i dönemi 1912’de sona erdi.

Yaklaşık:

482 yıl


Peki Tahsin Paşa savaşmayı seçseydi?

Bu noktadan sonra tarihsel belgelerin alanından çıkıp karşıt tarih alanına giriyoruz.

Hasan Tahsin Paşa teslim olmak yerine savaşmayı seçseydi Selanik’in bugün hâlâ Türk toprağı olacağını söylemek mümkün değildir.

Bunun tam tersini kesin olarak söylemek de mümkün değildir.

Bildiklerimiz şunlar:

Yunan ordusu Yenice’de Osmanlı kuvvetlerini yenmişti. (5)

Yunan kuvvetleri Selanik önlerine ulaşmıştı. (6)

Bulgar kuvvetleri de Selanik yönünde ilerliyordu.

Şehirde hâlâ on binlerce Osmanlı askeri ve önemli miktarda askerî malzeme bulunuyordu. Yunan askerî kaynağı yaklaşık 26 bin asker, 70 top ve 30 makineli tüfeğin teslim edildiğini bildiriyor. (6)

Türk Genelkurmayının daha sonraki çalışması ise Tahsin Paşa’nın 40 bine yaklaşan bir kuvveti teslim ettiğini kaydediyor. (5)

Dolayısıyla direnişin sonucu hakkında kesin bir hüküm verilemez.

Direniş Yunan ordusunun ilerleyişini geciktirebilirdi.

Bulgar kuvvetlerinin Selanik’e ulaşmasına zaman kazandırabilirdi.

Şehir ağır bir kuşatma veya sokak savaşına sürüklenebilirdi.

Osmanlı kuvvetleri yine yenilebilirdi.

Ya da ortaya çıkan askerî ve diplomatik durum Selanik’in geleceğini bambaşka bir yöne taşıyabilirdi.

Bunların hiçbiri yaşanmadığı için tarihsel gerçek olarak sunulamaz.

Fakat değişmeyen bir gerçek var:

482 yıllık Osmanlı hâkimiyetinin sonunda Selanik şehri için son bir savunma muharebesi verilmedi.

Ve geriye hâlâ cevaplanması mümkün olmayan o soru kaldı:

Hasan Tahsin Paşa direnseydi Selanik’in kaderi değişebilir miydi?


Kaynaklar ve Belgeler

(1) Salim Aydın — Balkan Savaşı’nda 1912–1913 Selânik’in Teslimi

Türk Kültürü İncelemeleri Dergisi, Sayı 38, 2018, s. 127–162. Çalışmanın ana kaynaklarını Osmanlı Arşivi belgeleri oluşturuyor. Selanik’in teslim öncesi durumu, teslim süreci, asker sayıları, teslim sonrasında Osmanlı askerlerinin durumu ve Osmanlı arşivlerinin akıbeti ayrıntılı biçimde inceleniyor. DergiPark kaydı da makalenin bu kapsamını ve arşiv temelli yapısını doğruluyor.

https://dergipark.org.tr/tr/pub/tkidergi/article/1305756


(2) 1913 Selanik Nüfus Verileri

Osmanlı yönetiminin sona ermesinden hemen sonraki Selanik’in demografik yapısını karşılaştırmak için kullanılan nüfus verileri. Yaklaşık 158 bin kişilik nüfus içindeki Yahudi, Müslüman, Rum ve diğer toplulukların dağılımını göstermektedir.

Kullanılan veri: 1913 Selanik nüfus sayımı ve Selanik’in demografik yapısına ilişkin tarihsel çalışmalar.


(3) T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı — İ.HB. 123/36

Yanya Valisi Ferik Hasan Tahsin Paşa’nın, valiliği üzerinde bırakılmak üzere Hudud-ı Yunaniye Kumandanlığına tayinine ilişkin İrade-i Harbiye belgesi.

Arşiv: Başkanlık Osmanlı Arşivi
Fon: İ.HB. — İrade Harbiye
Belge: 123/36


(4) T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı — BEO 4095/307079

Hasan Tahsin Paşa’nın Yunan sınırı kumandanlığı görevlendirmesiyle bağlantılı Harbiye ve Dahiliye yazışmaları.

Arşiv: Başkanlık Osmanlı Arşivi
Fon: BEO — Bâb-ı Âlî Evrak Odası
Belge: 4095/307079


(5) Genelkurmay ATASE — Balkan Savaşı’na Katılan Komutanların Yaşam Öyküleri

Hülya Toker, Gülhan Barlas ve Nurcan Fidan tarafından hazırlanan, Genelkurmay ATASE Başkanlığı tarafından 2004’te yayımlanan çalışma.

Tahsin Paşa’nın Yenice Muharebesi’ndeki yenilgisini “ilgisizliği ve bilgisizliği” ile ilişkilendiren; Vardar kıyısında savunmayı göze alamadığını ve 40 bine yaklaşan kuvveti teslim ettiğini belirten askerî tarih kaynağıdır. Bu değerlendirme MSB’nin dijital yayını içinde de aktarılmaktadır. Milli Savunma Bakanlığı

https://www.msb.gov.tr/Content/Upload/Docs/askeritariharsiv/zabitvekumandan.pdf


(6) Yunan Kara Kuvvetleri — Selanik’in Teslimi, 26 Ekim 1912

Yunan ordusunun resmî askerî tarih sayfası.

Hasan Tahsin Paşa ile Viktor Dousmanis ve Ioannis Metaxas arasındaki görüşmeleri, teslim protokolünü ve teslim edilen kuvvetlerin miktarını aktarıyor.

Kaynakta 25.000 er, yaklaşık 1.000 subay, 70 top, 30 makineli tüfek ve 1.200 at kaydediliyor.

https://stelexi.army.gr/istoriko-gegonos/i-apeleftherosi-tis-thessalonikis-26-oktovriou-1912/


(7) T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı — MV 171/79

Selanik Kumandanlığı ile Yunan Başkumandanlığı arasında yapılan anlaşmaya göre Selanik’in Yunanistan’a teslimi konusunda Harbiye Nezaretinin görüşünün alınmasına ilişkin belge.

Önemli not: Bu belge Hasan Tahsin Paşa’nın atama belgesi değildir. Doğrudan Selanik’in teslim süreciyle ilgilidir.

Arşiv: Başkanlık Osmanlı Arşivi
Fon: MV — Meclis-i Vükelâ Mazbataları
Belge: 171/79


(8) T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı — BEO 4116/308645

Hasan Tahsin Paşa’nın Avusturya-Macaristan’ın Selanik Konsolosluğu aracılığıyla gönderdiği; teslim protokolünün uygulanmadığı ve Osmanlı askerlerinin Yunanistan’a götürülmek istendiğine ilişkin yazışma.

Arşiv: Başkanlık Osmanlı Arşivi
Fon: BEO — Bâb-ı Âlî Evrak Odası
Belge: 4116/308645, Lef 2
Tarih: 23 Kasım 1912

Belge numarası ve tarihi akademik kaynakçada da doğrulanmaktadır. https://dergipark.org.tr/tr/pub/karadearas/article/1329819


(9) Ozan Tuna & Yakup Yılmaz — Alman Konsolosluk Raporlarına Göre Birinci Balkan Savaşı’nda Selanik’te Yaşanan Bulgar ve Yunan Mezalimi

Karadeniz Araştırmaları, Cilt 20, Sayı 78, 2023.

Araştırma, Almanya Dışişleri Bakanlığı Arşivi’ndeki Balkankrieg (1912–1913): Grausamkeiten in der Kriegführung dosyalarında bulunan Selanik konsolosluk raporlarını kullanıyor. Çalışmada Müslüman Türklere yönelik yağma, talan ve öldürme olaylarına ilişkin diplomatik kayıtlar inceleniyor.

https://dergipark.org.tr/tr/pub/karadearas/article/1329819


(10) Carnegie Endowment — Report of the International Commission to Inquire into the Causes and Conduct of the Balkan Wars

Washington, 1914.

Balkan Savaşları sırasında sivil nüfusun durumunu araştıran uluslararası komisyon raporu. İkinci bölümde Makedonya Müslümanlarının Birinci Balkan Savaşı sırasındaki durumu ayrıca incelenmektedir. Raporda Müslüman köylerinin yakılması, yağma, öldürme, göç ve Selanik’e sığınan mülteciler hakkında kayıtlar bulunmaktadır.

https://www.promacedonia.org/en/carnegie/chapter2_1.html


(11) Carnegie Komisyonu — Appendix A: Tanıklıklar ve Belgeler

Carnegie raporunun ek belgeleri.

Strumitsa, Kukush ve Selanik çevresinden Müslümanların ifadeleri; Bulgar, Yunan ve diğer silahlı unsurlar hakkında öldürme, yağma, köy yakma ve zorunlu göç iddialarını içeriyor.

Bu bölüm kullanılırken önemli bir ayrım yapılmalıdır: Belgelerin bir kısmı komisyonun doğrudan gözlemlerinden değil, tanık ifadelerinden ve aktarılan anlatılardan oluşmaktadır. Komisyon bazı olaylarda bunu açıkça belirtmektedir.

https://www.promacedonia.org/en/carnegie/appendix_a.html

VİDEODA KULLANILAN VE AI İLE CANLANDIRILAN GÖRSELLER