1988’de İzmit’in Gültepe bölgesindeki otoyol hafriyatı sırasında arkeolojik eserler ortaya çıktı. Buluntular İzmit Müzesi’nde koruma altına alındı. Yerel basının daha sonra yayımladığı kayıtlara göre bunların arasında 24 parça altın ve 2 parça gümüş eser bulunuyordu. Ancak 10 Kasım 1988’de eserlerin müzede olmadığı fark edildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı müfettiş gönderdi, müze görevlilerinin ifadeleri alındı; fakat kamuya açık kaynaklarda eserlerin geri bulunduğunu veya sorumlunun tespit edildiğini gösteren bir kayıt yok. (1) (2)
Videoda Kullanılan Kaynaklar, Belgeler ve Görseller
Her şey bir otoyol inşaatında başladı
1988 yılında İzmit’in Gültepe bölgesinde otoyol çalışmaları yapılıyordu.
Hafriyat sırasında toprağın altından arkeolojik eserler çıktı.
Buluntuların arasında altın takılar ve çeşitli küçük parçalar bulunuyordu.
Eserler koruma altına alınarak dönemin:
İzmit Müzesi’ne
götürüldü. (1)
Bugünkü Kocaeli Arkeoloji Müzesi’yle karıştırmamak gerekiyor.
1988’de İzmit Müzesi, Sultan Abdülaziz döneminden kalan Kasr-ı Hümayun binasında faaliyet gösteriyordu. Saray binası 1967’den itibaren İzmit Müzesi olarak kullanıldı. (3)
Yani hikâyenin merkezindeki müze:
bugünkü tren garı kompleksindeki Kocaeli Arkeoloji Müzesi değildi.
Bulunanlar sıradan birkaç sikke değildi
Olaydan yıllar sonra Kocaeli basınındaki eski haberleri derleyen bir çalışmada kayıp eserler şöyle belirtiliyor:
24 parça altın
2 parça gümüş eşya.
Dönemin Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan haber ise eserlerden özellikle:
iki adet altın diadem
ve çeşitli küçük altın parçaları olarak söz ediyor. (2)
Diadem:
Antik çağda başın veya alnın çevresine takılan, çoğunlukla ince metal levhadan yapılan bir tür:
taç / alınlık.
Dolayısıyla söz konusu eserlerin önemi yalnızca içerdikleri altının maddi değerinden kaynaklanmıyordu.
Bunlar aynı zamanda:
arkeolojik bağlamı olan kültür varlıklarıydı.
Devletin korumasına girdiler
Buluntuların otoyol hafriyatında ortaya çıkmasının ardından eserler müzeye götürüldü.
Yani hikâyenin bu aşamasında eserler artık:
özel koleksiyonda,
kaçakçıların elinde
veya bilinmeyen bir yerde değildi.
Devlet müzesinin korumasındaydı.
Bu nedenle olay sıradan bir define kaybından çok daha dikkat çekici.
Çünkü daha sonra kaybolacak olan eserler:
önce bulunmuş, sonra resmî koruma altına alınmıştı.
Sonra 24 altın ve 2 gümüş eser ortadan kayboldu
Kocaeli Gazetesi’nin eski yerel basın kayıtlarına dayanan kronolojisine göre:
10 Kasım 1988 günü
İzmit Müzesi’nde koruma altında bulunan 24 altın ve 2 gümüş eserin kayıp olduğu ortaya çıktı. (1)
Burada önemli bir noktayı özellikle belirtelim:
Kamuya açık kaynaklarda olayın:
müze kapısı kırılarak yapılan klasik bir hırsızlık mı,
envanter içerisinden parça parça kaybolma mı,
yoksa içeriden gerçekleştirilen başka bir yöntem mi
olduğu ayrıntılı biçimde açıklanmıyor.
Dolayısıyla:
“Gece müzeye girdiler ve kasayı boşalttılar.”
gibi bir sahne anlatmak için elimizde yeterli belge yok.
Bildiklerimiz daha sınırlı ama çok net:
Eserler müzedeydi.
Sonra müzede değildi.
Kültür Bakanlığı müfettiş gönderdi
Olay kısa süre içerisinde resmî soruşturmaya dönüştü.
14 Aralık 1988 tarihli Cumhuriyet gazetesinin 16. sayfasında:
“İzmit Müzesi soruşturması”
başlıklı kısa bir haber yayımlandı. (2)
Haberde Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından gönderilen bir müfettişin:
İzmit Müzesi çalışanlarının ifadelerini aldığı
ve incelemesini tamamladığı belirtiliyor.
Bu son derece değerli bir çağdaş kayıt.
Çünkü olayın yıllar sonra üretilmiş bir şehir efsanesi olmadığını gösteriyor.
1988’de:
Bakanlık gerçekten soruşturma yürütüyordu.
Ama soruşturmanın sonucu ne oldu?
İşte dosyanın en garip taraflarından biri burada.
Kocaeli basınındaki daha sonraki kayıtta:
“Soruşturma sonuçsuz kaldı.”
ifadesi kullanılıyor. (1)
Açık kaynaklarda:
çalınan eserlerin bulunduğunu,
fail veya faillerin mahkûm edildiğini,
eserlerin başka bir müzede ortaya çıktığını
ya da yurtdışından Türkiye’ye geri getirildiğini
gösteren güvenilir bir kayıt bulamıyoruz.
Dolayısıyla bugün ulaşılabilen bilgilerle en doğru cümle:
24 altın ve 2 gümüş eserin akıbeti bilinmiyor.
Peki eserler tam olarak ne dönemden kalmaydı?
Burada kaynak problemi var.
1988 tarihli Cumhuriyet haberi eserlerden söz ederken onları:
“MÖ 3. yüzyıl Roma Devri”
şeklinde tanımlıyor. (2)
Ancak bu ifade kronolojik açıdan sorunlu.
Roma’nın Anadolu’daki doğrudan egemenliği açısından “MÖ 3. yüzyıl Roma Devri” tanımı oldukça tartışmalı.
Ayrıca elimizde kayıp eserlerin ayrıntılı modern katalog fişleri bulunmadığı için:
“Kesin olarak şu uygarlığa aittiler.”
demek doğru olmaz.
Güvenle söyleyebildiğimiz şey:
Buluntuların antik döneme ait arkeolojik eserler olarak müzeye alındığı ve en az iki parçanın altın diadem olarak tanımlandığıdır. (2)
Gültepe zaten önemli bir arkeolojik alandı
Olayın yaşandığı Gültepe bölgesi tesadüfen birkaç eser çıkmış sıradan bir yer de değildi.
Aynı bölgede daha sonraki çalışmalar sırasında antik Nikomedia ile bağlantılı önemli arkeolojik kalıntılar ortaya çıkarıldı.
1990 yılına ilişkin yerel basın kayıtlarında:
Gültepe’de Bizans dönemine ait bir metropol bulunduğu
ve kurtarma kazılarının devam ettiği belirtiliyor. (1)
İzmit’in antik adı:
Nikomedia.
Roma İmparatorluğu döneminde şehir öylesine önemliydi ki özellikle Diocletianus döneminde imparatorluk merkezlerinden biri hâline gelmişti.
Dolayısıyla otoyol inşaatında mezar ve değerli mezar eşyalarının ortaya çıkması bölgenin arkeolojik karakteriyle uyumlu.
Asıl soru: Müzeden nasıl kayboldu?
İşte hâlâ cevaplanmamış görünen soru bu.
Bir arkeolojik eser toprak altındayken kaybolabilir.
Kaçak kazıyla çıkarılabilir.
Yurtdışına kaçırılabilir.
Bir koleksiyona satılabilir.
Ancak İzmit vakasında süreç tersine dönmüş durumda:
Eser bulundu.
Kayıt altına alındı.
Müzeye teslim edildi.
Ve ardından:
kayboldu.
Bu yüzden olay kültür varlığı kaçakçılığının en rahatsız edici türlerinden birini oluşturuyor:
korunması gereken yere ulaştıktan sonra kaybolan eserler.
Türkiye’de müzelerden eser kaybolması benzersiz bir olay değil
Türkiye’de geçmiş yıllarda bazı müze koleksiyonlarında:
eser kayıpları,
sahte eserle değiştirme,
envanter sorunları
ve müze içinden gerçekleştirilen hırsızlık vakaları yaşandı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı bugün de bağlı müze ve birimlerden çalınan veya kaybolan eserler için ayrı kayıtlar yayımlıyor.
Örneğin Bakanlığın resmî sitesinde Uşak Müzesi envanterinden kaybolan 96 eser tek tek listelenmiş durumda. (4)
Bu kayıtlar, müze envanterinin yalnızca bürokratik bir işlem olmadığını gösteriyor.
Bir eser kaybolduğunda:
fotoğrafı,
ölçüsü,
envanter numarası
ve ayrıntılı tanımı
uluslararası takibin temelini oluşturuyor.
Fakat İzmit’teki 24 altın için büyük bir problem var
Bugün kamuya açık dijital kaynaklarda:
24 altın ve 2 gümüş eserin tamamının fotoğraflarını ve envanter numaralarını içeren resmî bir listeye ulaşmak son derece zor.
Bu da eserlerin bugün herhangi bir:
özel koleksiyonda,
müzayedede
veya başka bir ülkede
ortaya çıkması durumunda kamuoyu tarafından teşhis edilmesini güçleştiriyor.
Çünkü:
bir şeyi aramak için önce nasıl göründüğünü bilmeniz gerekir.
1988 haberinde yalnızca iki altın diademin özellikle tanımlanması bu nedenle çok önemli.
Bugünkü müze aynı müze değil
İzmit’te müzecilik yapısı olaydan sonra ciddi biçimde değişti.
Kasr-ı Hümayun’un müze olarak kullanımı sona erdi.
Yapı restorasyondan geçirildi ve bugün Saray Müze olarak ziyaret ediliyor. (3)
Kocaeli Arkeoloji Müzesi ise tarihi tren garı alanındaki yapılarda faaliyet gösteriyor. (5)
Dolayısıyla bugün Kocaeli Arkeoloji Müzesi’ni gezen bir ziyaretçinin:
“24 altın burada mı kayboldu?”
diye düşünmesi yanlış.
Olay:
eski İzmit Müzesi döneminde, Kasr-ı Hümayun’da yaşandı.
Peki 24 altın bugün nerede?
Bunu bilmiyoruz.
Ve bu noktada sınırı net çizmek gerekiyor.
Eserlerin:
eritildiğine,
yurtdışına kaçırıldığına,
özel bir koleksiyona girdiğine,
müze personeli tarafından alındığına
veya hâlâ Türkiye’de bulunduğuna
dair doğrulanmış bir açık kaynak kanıtı yok.
Dolayısıyla bunların herhangi birini gerçekmiş gibi anlatmak doğru olmaz.
Bugünkü belgelerin söylediği şey bundan daha basit ama daha rahatsız edici:
Gültepe’de bulundu.
İzmit Müzesi’nde koruma altına alındı.
24 altın ve 2 gümüş eser kayboldu.
Bakanlık soruşturma yaptı.
Ve yerel basının sonraki kaydına göre:
soruşturma sonuçsuz kaldı.
Yaklaşık kırk yıl sonra bile cevaplanması gereken soru hâlâ aynı:
Devlete teslim edilen bu eserler nerede?
Kaynaklar ve Belgeler
(1) Kocaeli Gazetesi — İzmit’te Arkeolojik Döngü
Yerel gazete arşivlerine dayanarak Gültepe otoyol hafriyatında bulunan 24 altın ve 2 gümüş eserin 10 Kasım 1988’de İzmit Müzesi’nden kaybolduğunu ve soruşturmanın sonuçsuz kaldığını aktarıyor. Kocaeli Gazetesi
https://www.kocaeligazetesi.com.tr/makale/24983666/muzeyyen-unal/izmitte-arkeolojik-dongu
(2) Cumhuriyet — 14 Aralık 1988, Sayfa 16: “İzmit Müzesi soruşturması”
Gültepe otoyol hafriyatında bulunan iki altın diadem ve küçük altın parçalarının İzmit Müzesi’nden çalındığını, Kültür ve Turizm Bakanlığı müfettişinin müze görevlilerinin ifadelerini aldığını bildiren çağdaş gazete kaydı. Cumhuriyet Gazetesi
https://egazete.cumhuriyet.com.tr/katalog/192/1988/12/14/16
(3) İzmit Kaymakamlığı — Kasr-ı Hümayun
Kasr-ı Hümayun’un 1967’den itibaren İzmit Müzesi olarak kullanıldığına ilişkin resmî tarihçe. İzmit Belediyesi
https://izmit.gov.tr/cumhuriyetin-temellerinin-atildigi-saray-kasr-i-humayun
(4) Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü — Uşak Müzesi Müdürlüğü Envanterinden Kaybolan 96 Eser
Türkiye’de kayıp müze eserlerinin Bakanlık tarafından fotoğraf ve envanter bilgileriyle yayımlanmasına örnek resmî kayıt. Kültür ve Müzeler Müdürlüğü
https://kvmgm.ktb.gov.tr/TR-44567/usak-muzesi-mudurlugu-envanterinden-kaybolan-96-adet-eser.html
(5) Kültür ve Turizm Bakanlığı — Kocaeli Arkeoloji Müzesi
Bugünkü Kocaeli Arkeoloji Müzesi’nin Eski Gar alanındaki yapılar içerisinde hizmet verdiğini gösteren resmî kayıt. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı
https://muze.gov.tr/muze-detay?DistId=MRK&SectionId=KOC01


