Marmaris yakınlarındaki Serçe Limanı’nda, yaklaşık bin yıl önce batan küçük bir ticaret gemisi bulundu. İçinden altın dolu sandıklar çıkmadı. Fakat arkeologların karşılaştığı şey çok daha değerlidir: tonlarca cam, binlerce cam eşya parçası, silahlar, takılar, oyun taşları, amforalar, aletler ve gemide yaşayan insanların gündelik eşyaları. Bugün “Serçe Limanı Cam Batığı” olarak bilinen bu gemi, 11. yüzyıl Akdeniz ticaretini anlamamızı değiştirdi.
Videoda Kullanılan Belgeler ve Görseller
Önce hangi Serçe Limanı batığından bahsediyoruz?
Serçe Limanı’nda aslında birden fazla tarihî batık bulunuyor.
Bunlardan biri yaklaşık MÖ 280–275 yıllarına tarihlenen Helenistik dönem gemisi. Bizim konumuz ise bundan çok daha geç bir döneme ait olan ve MS 1025–1026 civarında batan 11. yüzyıl ticaret gemisi.
Bu batık literatürde genellikle “Glass Wreck – Cam Batığı” olarak geçiyor.
Gemi nasıl battı?
Gemi yaklaşık 15 metre uzunluğunda, iki direkli küçük bir ticaret gemisiydi.
Institute of Nautical Archaeology’nin rekonstrüksiyonuna göre gemi, bugünkü Lübnan’ın güneyi veya İsrail’in kuzeyi civarındaki Fatımi hâkimiyetindeki kıyılardan yük aldıktan sonra Anadolu kıyıları boyunca batıya doğru ilerliyordu.
Serçe Limanı’na sığındığında bir demir attı.
Ancak ikinci demir atılamadan rüzgâr gemiyi kayalıklara sürükledi ve gemi yaklaşık 33 metre derinliğe battı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı da batığın Serçe Limanı’ndaki doğal koy içerisinde demirleme sırasında yaşanan sorun sonucunda battığını belirtiyor. (T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı)
Batığı kim buldu?
Batığın yerini Bodrumlu süngerci Mehmet Aşkın arkeologlara gösterdi.
1977–1979 yılları arasında Institute of Nautical Archaeology ve Texas A&M Üniversitesi ekipleri bölgede kapsamlı sualtı kazıları gerçekleştirdi.
Kazının başındaki isimlerden biri sualtı arkeolojisinin öncülerinden George Bass idi.
Batık kısa sürede arkeoloji dünyasında olağanüstü bir öneme sahip oldu.
Sebebi ise denizin dibinden çıkan cam miktarıydı.
Gemiden yaklaşık 3 ton cam çıktı
Serçe Limanı Batığı’nın en şaşırtıcı yükü camdı.
Gemide yaklaşık:
2 ton ham veya yeniden eritilmeye hazır cam parçası
ve
1 ton kırık cam eşya ile cam üretim artığı
bulundu.
Başka bir ifadeyle gemi yaklaşık 3 ton cam malzeme taşıyordu.
Bu yüzden araştırmacılar gemiye “Cam Batığı” adını verdi.
Camların büyük bölümünün bir Fatımi dönemi İslam cam atölyesinden geldiği düşünülüyor. Yükün muhtemelen sepetler içerisinde taşındığı ve gemide balast görevi de gördüğü değerlendiriliyor.
Yarım milyondan fazla cam parçası
Arkeologların önündeki asıl kabus ise kazı bittikten sonra başladı.
Batıktan yaklaşık 500 bin ile 1 milyon arasında cam kırığı çıkarıldığı tahmin ediliyor.
Bu parçaların yaklaşık 10 bin ile 20 bin farklı cam kaba ait olabileceği hesaplandı.
Arkeologlar yıllar boyunca bu parçaları tek tek eşleştirmeye çalıştı.
Adeta dünyanın en zor yapbozlarından biri.
Ama yalnızca kırık cam yoktu
Gemide yaklaşık 80 kadar sağlam veya büyük ölçüde korunmuş cam eşya da bulundu.
Bunların arasında:
şişeler, kaseler, bardaklar, sürahiler ve farklı biçimlerde cam kaplar vardı.
Camların biçimleri ve üretim teknikleri, 11. yüzyıl İslam dünyasındaki cam üretimi hakkında daha önce bilinmeyen birçok ayrıntının anlaşılmasını sağladı.
Kazının İslam sanatı ve Orta Çağ cam üretimi hakkındaki bazı eski kabulleri değiştirdiği de INA tarafından özellikle vurgulanıyor. Institute of Nautical Archaeology
Bir de kılıç çıktı
Batığın içinden yalnızca ticari yük çıkmadı.
Gemide bulunan en dikkat çekici eşyalardan biri bronz süslemeli kabzaya sahip bir kılıçtı.
Ayrıca çeşitli silahlar ve geminin bakımında kullanılabilecek baltalar bulundu.
Bunların geminin ticari yükü mü yoksa mürettebatın kişisel silahları mı olduğu her parça için kesin olarak söylenemiyor.
Fakat bize gemideki yaşamın yalnızca ticaretten ibaret olmadığını gösteriyor.
Altın da vardı
Batık gerçek anlamda bir “altın hazinesi” değildi.
Ancak gemiden değerli kişisel eşyalar da çıktı.
Bunlardan en dikkat çekicilerinden biri ince işçilikli altın filigran küpeydi.
Bu tür küçük kişisel eşyalar, gemideki insanların kim olduklarını anlamak açısından tonlarca ticari yükten bazen daha değerli bilgi sağlayabiliyor.
Para yerine cam ağırlıklar
Gemide Fatımi dönemine ait cam para ağırlıkları bulundu.
Bunlar son derece önemliydi.
Çünkü üzerlerindeki tarihler batığın ne zaman battığının belirlenmesine yardımcı oldu.
INA’nın 1988 tarihli değerlendirmesine göre en geç tarihli örnekler 1024/25, muhtemelen bazı okumalarla 1021/22 yıllarına tarihleniyor.
Bu nedenle geminin 11. yüzyılın üçüncü on yılı içerisinde battığı kabul ediliyor. (Institute of Nautical Archaeology)
Bugün INA batığı genel olarak MS 1025, Kültür ve Turizm Bakanlığı ise MS 1026 olarak tarihlendiriyor.
Aradaki bir yıllık fark, buluntuların tarihsel yorumlanmasından kaynaklanıyor.
Mürettebatın tarağı bile bulundu
Batığı ilginç yapan bir başka özellik günlük hayat eşyaları.
Arkeologlar gemiden:
tahta tarak, makas, oyun taşları, balıkçılık araçları ve çeşitli kişisel eşyalar
çıkardı.
Bu nedenle Serçe Limanı Batığı yalnızca “ne taşınıyordu?” sorusunu cevaplamıyor.
Aynı zamanda:
Bin yıl önce bir ticaret gemisinin içinde insanlar nasıl yaşıyordu?
sorusuna da cevap veriyor.
Amforalar ve yiyecek-içecek yükleri
Batıkta çok sayıda seramik kap ve amfora da bulundu.
Bunların arasında küresel biçimli amforalar, sırlı İslam seramikleri ve farklı kullanım amaçlarına sahip kaplar bulunuyordu.
INA’nın daha sonraki özetlerinde geminin yükleri arasında şarap amforaları, bakır kazanlar ve çeşitli ticari ürünler de sayılıyor.
Bu çeşitlilik geminin tek bir ürün taşıyan yük gemisi olmadığını düşündürüyor.
Bizans gemisi ama İslam dünyasından yük taşıyor
Serçe Limanı Batığı’nın en güzel taraflarından biri burada ortaya çıkıyor.
Gemi genel olarak Bizans ticaret gemisi olarak sınıflandırılıyor.
Ama taşıdığı cam ve bazı başka eşyalar Fatımi İslam dünyasından geliyordu.
- yüzyılda Doğu Akdeniz’in iki büyük siyasi gücü Bizans İmparatorluğu ile Fatımi Halifeliği idi.
Buna rağmen mallar siyasi ve dinî sınırları aşarak dolaşıyordu.
Yani batık bize bin yıl önce Akdeniz’in düşündüğümüzden çok daha bağlantılı bir ticaret dünyasına sahip olduğunu gösteriyor.
Geminin kendisi de hazineydi
Arkeologlar için yalnızca yük önemli değildi.
Geminin gövdesi de olağanüstü bilgiler sağladı.
Serçe Limanı gemisi, Akdeniz gemi yapımında eski “önce dış kabuğu kur, sonra iskeleti yerleştir” anlayışından modern sistemlere daha yakın iskelet temelli gemi yapımına geçişin önemli örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Dolayısıyla denizin dibinden çıkarılan şey yalnızca binlerce eşya değildi.
Bir gemi yapım teknolojisinin geçiş aşamasıydı.
Bugün nerede?
Batıktan çıkarılan önemli parçalar ve geminin rekonstrüksiyonu bugün Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi’ndeki Serçe Limanı Cam Batığı Sergi Salonu’nda görülebiliyor.
Kazıda çıkarılan gemi parçaları uzun yıllar süren konservasyon ve araştırmaların ardından yeniden bir araya getirildi.
Peki gerçekten bir “hazine” miydi?
Altın ve mücevher dolu bir korsan sandığı arıyorsanız:
Hayır.
Ama arkeoloji açısından bakarsanız cevap kesinlikle:
Evet.
Yaklaşık üç ton cam.
Yüz binlerce cam parçası.
Binlerce farklı cam kap.
Silahlar.
Altın takı.
Amforalar.
Oyun taşları.
Taraklar.
Aletler.
Para ağırlıkları.
Ve yaklaşık bin yıllık bir geminin kendisi.
Serçe Limanı Batığı’nın gerçek hazinesi altın değil.
11. yüzyıl Akdeniz dünyasının neredeyse donmuş bir anını bize bırakmış olması.
Videoda Kullanılan Belgeler ve Görseller
Institute of Nautical Archaeology — Serçe Limanı Shipwreck Excavation
https://nauticalarch.org/projects/serce-limani-shipwreck-excavation/
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı — Bodrum Serçe Limanı Cam Batığı Sergi Salonu
https://muze.gov.tr/muze-detay?DistId=BSA&SectionId=BSA05
Institute of Nautical Archaeology — 1988 Glass Wreck özel sayısı
https://nauticalarch.org/wp-content/uploads/2015/12/INAQ1988-15-3.pdf
Institute of Nautical Archaeology — Serçe Limanı Hellenistik Batığı
https://nauticalarch.org/projects/hellenistic-wreck-at-serce-limani/

