18 Nisan 1984’te Antalya’nın Elmalı ilçesine bağlı Bayındır köyünde yapılan kaçak kazıda yaklaşık 1.900 antik gümüş sikke ortaya çıkarıldı. Define o kadar önemliydi ki Kültür ve Turizm Bakanlığı onu bugün hâlâ “Yüzyılın Definesi” olarak tanımlıyor. Çünkü koleksiyonun içinde, dünyada o tarihe kadar yalnızca 13 örneği bilinen çok nadir Atina dekadrahmilerinden 14 tane bulunuyordu. Ancak define kısa sürede parçalandı ve yurtdışına kaçırıldı. Türkiye yıllarca hukuk mücadelesi verdi; 1.679 sikke geri getirilebildi. Peki yaklaşık 1.900 parçalık hazinenin geri kalanı nerede? (1) (2)
Videoda Kullanılan Kaynaklar, Belgeler ve Görseller
Her şey Elmalı’nın Bayındır köyünde başladı
Tarih:
18 Nisan 1984.
Yer:
Antalya’nın Elmalı ilçesine bağlı Bayındır köyü.
Kültür ve Turizm Bakanlığı kayıtlarına göre burada yapılan kaçak kazıda yaklaşık:
1.900 gümüş sikke
bulundu. (1)
Kazı yasal değildi.
Buluntu arkeologların kontrolünde açığa çıkarılmadı.
Dolayısıyla hazinenin bulunduğu noktanın arkeolojik bağlamıyla ilgili çok önemli bilgiler daha en başta kaybedildi.
Fakat sikkelerin kendisi kısa sürede:
uluslararası numismatik dünyasının en dikkat çekici buluntularından biri
haline gelecekti.
Neden “Yüzyılın Definesi” denildi?
Çünkü bu sıradan bir para küpü değildi.
Yaklaşık 1.900 sikkenin binden fazlası Likya bölgesindeki şehir devletleri ve hanedanlarla bağlantılıydı.
Bazı sikkeler daha önce hakkında çok az şey bilinen yerel yöneticilerin isimlerini ve para sistemlerini ortaya çıkarıyordu. (1)
Define kabaca:
MÖ 5. yüzyılın ilk yarısına
tarihleniyor.
Bu dönem Anadolu, Pers İmparatorluğu ve Yunan şehir devletleri arasındaki büyük siyasî ve askerî mücadelelerin yaşandığı dönemdi.
Fakat bütün bunlardan daha dikkat çekici olan başka bir grup vardı:
Atina dekadrahmileri.
Dünyada yalnızca 13 tane biliniyordu
Dekadrahmi:
10 drahmi değerindeki dev gümüş sikke.
Normal Atina sikkelerine göre olağanüstü büyüktü.
Yaklaşık:
43 gram
ağırlığındaydı.
Atinalıların Perslere karşı kazandıkları zaferlerle bağlantılı olarak sınırlı sayıda basıldığı kabul ediliyor.
1984’e kadar dünyada bilinen Atina dekadrahmilerinin sayısı:
yalnızca 13’tü.
Elmalı Definesi’nden ise bir anda:
14 tane daha çıktı.
Yani tek bir kaçak kazı:
dünyada bilinen örneklerin sayısını bir anda iki katından fazlaya çıkarmıştı.
İşte “Yüzyılın Definesi” ifadesinin temel nedeni buydu.
Ama hazine Türkiye’de kalmadı
Kazıyı yapan kişiler ve eser kaçakçıları defineyi hızla parçalamaya başladı.
Bakanlık kayıtlarına göre sikkeler:
Avrupa’daki müzayede şirketlerine,
Amerika’daki koleksiyonculara
ve özel koleksiyonlara
dağıtıldı. (1)
Kaçakçılık zincirinde adı geçen bazı kişiler yurtdışına kaçtı.
Türk makamları olaya karışan kişiler hakkında soruşturma ve yakalama işlemleri yürüttü.
Ancak yaklaşık 1.900 sikkenin önemli bölümü artık:
Türkiye dışında dolaşıyordu.
Define parçalar halinde müzayedelerde ortaya çıkmaya başladı
İlk büyük ipuçlarından biri:
10 Mart 1988’de
geldi.
Los Angeles merkezli Numismatic Fine Arts adlı müzayede şirketinin kataloğunda Elmalı Definesi’ne ait olduğu belirlenen:
10 sikke
satışa çıkarıldı. (1)
Katalogda sikkelerin:
“1984 yılında Güney Anadolu’da bulunduğu”
yazıyordu.
Türkiye satışa müdahale etti.
Bu 10 sikke daha sonra herhangi bir ödeme yapılmadan Türkiye’ye iade edildi.
Ardından İsviçre’de çıktılar
Sadece birkaç ay sonra:
26 Mayıs 1988’de
İsviçre’deki Bank Leu müzayedesinde:
3 Elmalı sikkesi
ortaya çıktı.
Türkiye yine müdahale etti.
Sikkeler geri döndü. (1)
1991’de başka bir İsviçre müzayedesinde:
3 sikke daha
satışa çıkarıldı.
Onlar da Türkiye’nin girişimiyle geri alındı.
Artık ortada büyük bir soru vardı:
Asıl define kimdeydi?
İzler William Koch’a ulaştı
Araştırmalar sonucunda yaklaşık 1.800 sikkenin, Amerikalı iş insanı ve koleksiyoncu William I. Koch’un da ortakları arasında bulunduğu OKS Partners tarafından satın alındığı belirlendi. (1)
Koleksiyonun parçaları uluslararası antika piyasasında dolaşırken Koch ve ortakları büyük bölümünü yeniden bir araya getirmişti.
Türkiye sikkelerin iadesini istedi.
Ancak anlaşma sağlanamayınca:
1989 yılında Massachusetts’te dava açıldı.
Böylece yıllarca sürecek hukuk savaşı başladı.
Türkiye neden sikkelerin kendisine ait olduğunu söylüyordu?
Çünkü Türkiye’de arkeolojik kültür varlıklarının kaçak kazıyla çıkarılması ve yurtdışına kaçırılması yasaktı.
Türkiye’nin temel iddiası şuydu:
Bu sikkeler 1984 yılında Antalya’da kaçak kazıyla çıkarılmıştı.
Dolayısıyla:
yasal olarak özel mülkiyete geçirilemez ve yurtdışına satılamazdı.
Dava yalnızca:
“Bu sikkeler Türkiye’den mi çıktı?”
sorusu üzerinde dönmüyordu.
Aynı zamanda:
Türkiye’nin kültür varlığı üzerindeki mülkiyet hakkını
uluslararası bir mahkemede kanıtlaması gerekiyordu.
En önemli kanıtlardan biri kaçakçıların kendi izleri oldu
Müzayede katalogları,
satış kayıtları,
koleksiyoncular arasındaki transferler
ve sikkelerin bilimsel özellikleri
zamanla parçaları birbirine bağladı.
Bakanlık kayıtlarına göre yaklaşık 1.900 sikkenin:
1.661 tanesinin
davalı tarafın elinde olduğu belirlendi.
Geri kalanların ise:
başka kişilere satıldığı veya hediye edildiği
tespit edildi. (1)
Ve işte bugünkü:
“Hazinenin geri kalanı nerede?”
sorusunun cevabı burada başlıyor.
Sonunda mahkeme dışında anlaşma yapıldı
Yıllarca süren hukuk mücadelesinin ardından 1998’de taraflar arasında görüşmeler hızlandı.
Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu:
16 Şubat 1998’de
Kültür Bakanlığı’na uzlaşma yoluyla sikkeleri geri almak için gerekli girişimlerde bulunma yetkisi verdi. (1)
Görüşmeler devam etti.
Ve:
1 Şubat 1999’da
anlaşma imzalandı.
William Koch’un elindeki büyük koleksiyon Türkiye’ye teslim edildi.
1999’da sikkeler Türkiye’ye döndü
Elmalı sikkeleri:
28 Nisan 1999’da
Kültür Bakanı İstemihan Talay tarafından teslim alındı.
Ertesi gün:
29 Nisan 1999’da Ankara’ya getirildi.
İlk olarak Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde koruma altına alındılar.
Daha sonra Antalya’ya taşındılar.
Bugün resmî kaynaklarda Türkiye’ye geri kazandırılan Elmalı Definesi parçalarının sayısı:
1.679 sikke
Peki 1.661 mi, 1.679 mu?
İki rakam da doğru bağlamlarda kullanılıyor.
Bakanlığın dava sürecini anlatan kaydında:
1.661 sikkenin davalı tarafın elinde bulunduğu
belirtiliyor. (1)
Ancak Türkiye daha önce:
Los Angeles’tan 10,
İsviçre’den 3,
daha sonra yine İsviçre’den 3
sikke gibi parçaları ayrı ayrı geri almıştı.
Sonraki akademik ve müze kayıtlarında Türkiye’ye kazandırılan toplam:
1.679 sikke
olarak veriliyor. (2)
Yani:
1.661 büyük ana koleksiyon, 1.679 ise geri kazanılan toplam sayı olarak düşünülmeli.
Hazinenin yaklaşık 220 parçası nerede?
İlk bulunan define için kaynaklar:
yaklaşık 1.900 sikke
diyor.
Geri kazanılan:
1.679.
Matematiksel olarak fark yaklaşık:
221 sikke.
Fakat başlangıç sayısı da zaten “yaklaşık 1.900” olduğu için:
“tam olarak 221 sikke kayıp”
demek fazla kesin olur.
Daha doğru ifade:
Hazinenin yaklaşık 200’den fazla parçasının Türkiye’ye dönemediği anlaşılıyor.
Bakanlığın kendi açıklamasına göre ana koleksiyon dışındaki bazı sikkeler:
başka kişilere satılmış veya hediye edilmişti. (1)
Bunların bir bölümü bugün özel koleksiyonlarda olabilir.
Bazıları el değiştirmiş olabilir.
Bazılarının güncel konumu kamuya açık olmayabilir.
Ama daha çarpıcı bir kayıp var: 8 dekadrahmi
Elmalı Definesi’nde:
14 adet Atina dekadrahmisi
bulunmuştu.
Türkiye’ye kazandırılabilen dekadrahmi sayısı ise:
yalnızca 6.
Yani define içindeki en nadir ve en değerli sikkelerden:
8 tanesi Türkiye’ye dönemedi.
Bu bilgi Kültür Portalı’nın Antalya Müzesi kayıtlarında da açık biçimde yer alıyor. (3)
Hazinenin geri kalanını sorarken belki de asıl dikkat çekici sayı bu:
14 eşsiz dekadrahmiden 8’i hâlâ Türkiye’de değil.
Bir tanesi yüz binlerce dolara satıldı
Gazeteci Özgen Acar, Elmalı Definesi’nin bulunması ve geri getirilmesi sürecinde kilit isimlerden biriydi.
2009’da yaptığı açıklamada dekadrahmilerden yalnızca birinin:
ABD’de bir televizyon yapımcısına 600 bin dolara satıldığını
aktarıyordu. (4)
Bu, bu sikkelerin uluslararası koleksiyon piyasasında ne kadar değerli hâle geldiğini gösteriyor.
Ama aynı zamanda parçalanan hazinenin neden yeniden tamamen bir araya getirilemediğini de açıklıyor.
Çünkü eserler bir kez:
dünyanın farklı koleksiyonlarına dağıldığında
izlerini sürmek çok daha zorlaşıyor.
Hazinenin bilimsel değeri parasından daha büyüktü
Elmalı Definesi’nin asıl değeri:
sikkelerin gümüş ağırlığı
veya müzayede fiyatı değildi.
Define:
aynı anda gömülmüş yüzlerce sikkeyi içerdiği için
MÖ 5. yüzyılın Anadolu ekonomisini,
Likya hanedanlarını,
şehir devletlerinin para sistemlerini
ve Atina’nın parasal etkisini
birlikte inceleme imkânı sağlıyordu. (3)
Bir hazine parçalandığında ise bu bilgi de parçalanıyor.
Arkeolog açısından:
birlikte bulunan 1.900 sikke, ayrı ayrı satılmış 1.900 sikkeden çok daha değerlidir.
Çünkü birbirleriyle olan ilişkileri de tarihsel veridir.
Bugün hazine nerede?
Geri getirilen Elmalı sikkelerinin büyük bölümü bugün:
Antalya Müzesi’nde
korunuyor. (5)
Elmalı Müzesi’nde ise hazinenin öyküsü ve sikkelerin replikaları sergileniyor; resmî müze rehberi orijinallerin Antalya Müzesi’nde bulunduğunu belirtiyor. (5)
Dolayısıyla Elmalı’ya gidip:
“Yüzyılın Definesi nerede?”
diye sorarsanız ilginç bir cevapla karşılaşırsınız.
Define Elmalı’da bulundu.
Ama orijinallerin büyük kısmı:
Antalya’da.
Geri kalanı gerçekten bulunabilir mi?
Teorik olarak evet.
Çünkü antik sikkenin:
kalıp özellikleri,
ağırlığı,
stil özellikleri,
metal yapısı
ve daha önce yayımlanan fotoğrafları
belirli bir defineyle bağlantısının kurulmasına yardımcı olabilir.
1988’de olayın yeniden ortaya çıkmasını sağlayan şey de zaten:
bir müzayede kataloğundaki fotoğraftı.
Bir başka deyişle:
Elmalı Definesi’nin kayıp parçalarından biri yarın büyük bir müzayedede ortaya çıkarsa,
hikâye yeniden başlayabilir.
Yüzyılın Definesi aslında hâlâ tamamlanmış değil
Bir köyde kaçak kazı.
Yaklaşık 1.900 gümüş sikke.
İçlerinden:
14 inanılmaz nadir dekadrahmi.
Define yurtdışına kaçırılıyor.
Amerika ve Avrupa’daki koleksiyonlara dağılıyor.
Türkiye yıllarca dava açıyor.
Sonunda:
1.679 sikke geri geliyor.
Fakat yaklaşık 200’den fazla sikke hâlâ koleksiyonun dışında.
Ve daha da önemlisi:
14 dekadrahminin yalnızca 6’sı geri dönebiliyor.
Bu nedenle Elmalı Definesi’nin hikâyesinin son cümlesi aslında 1999’da yazılmadı.
Çünkü asıl soru hâlâ cevap bekliyor:
Yüzyılın Definesi’nin geri kalan parçaları bugün kimin koleksiyonunda?
Kaynaklar ve Belgeler
(1) Kültür ve Turizm Bakanlığı — Elmalı Coins / “Treasure of the Century”
Yaklaşık 1.900 sikkenin 18 Nisan 1984’te Bayındır’da kaçak kazıyla bulunması; 14 dekadrahmi; kaçakçılık zinciri; müzayedelerde bulunan parçalar; OKS Partners ve William Koch; 1.661 sikkenin davalıda olduğu ve diğerlerinin satıldığı/hediye edildiği bilgileri.
https://www.ktb.gov.tr/EN-120374/elmali-coins.html Kültür ve Turizm Bakanlığı
(2) Mehmet Yalçınkaya — Elmalı Sikkelerinin Bulunması, Yurt Dışına Kaçırılması ve Tekrar Yurda Getirilmesi
Yaklaşık 1.900 sikkenin 14’ünün dekadrahmi olduğu; uzun hukuk mücadelesi sonunda 1.679 sikkenin, bunların içinde 6 dekadrahminin, Türkiye’ye getirildiğine ilişkin akademik çalışma.
https://www.arastirmax.com/tr/publication/akademik-bakis/28/elmali-sikkelerinin-bulunmasi-yurt-disina-kacirilmasi-tekrar-yurda-getirilmesi/arid/acadd90c-0439-4192-a6ad-3c82a5c956af Araştırmax
(3) Kültür Portalı — Antalya Müzesi / Elmalı Definesi
“Yüzyılın Hazinesi”nin bilimsel önemi, dekadrahmilerin özellikleri ve 14 dekadrahmiden yalnızca 6’sının müzeye kazandırılabildiği bilgisi.
https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/antalya/gezilecekyer/antalya-muzesi Kültür Portali
(4) Cumhuriyet — “Yüzyılın Definesi Antalya’da”
1999’da 1.679 sikkenin Türkiye’ye dönüşü ve bir dekadrahminin ABD’de yaklaşık 600 bin dolara satıldığına ilişkin Özgen Acar açıklaması.
https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/yuzyilin-definesi-antalyada-95354 Cumhuriyet
(5) Kültür ve Turizm Bakanlığı / Turkish Museums — Elmalı Müzesi
Elmalı Definesi’nin öyküsü; Elmalı Müzesi’nde replikaların, orijinal sikkelerin ise Antalya Müzesi’nde sergilendiği bilgisi.
https://turkishmuseums.kprod.kultur.gov.tr/Uploads/M%C3%BCze/Dosya/0279b95b-42c3-4a23-a6f6-37e2d8c54a8c.pdf



