Aralık 1977’de Türkiye’nin istihbarat teşkilatının en üst düzey yöneticilerinden biri, MİT İstihbarat Dairesi Başkan Yardımcısı Sabahattin Savaşman, Amerikan istihbaratına gizli bilgi aktarmakla suçlanarak yakalandı. Operasyonun en sıra dışı tarafı ise MİT’in kendi yöneticisine karşı kontrespiyonaj tuzağı kurmasıydı. Daha sonraki anlatımlara göre şüphe üzerine hazırlanan kontrollü bir belge Savaşman’a ulaştırıldı, kendisi takip edildi ve ABD askerî yardım teşkilatı JUSMMAT bağlantılı bir evde operasyon yapıldı. Savaşman casusluk suçlamasını reddetti; yaptığı şeyin MİT ile CIA arasındaki olağan bilgi paylaşımından farklı olmadığını savundu. Mahkeme ise onu suçlu buldu. (1) (2)
Videoda Kullanılan Kaynaklar, Belgeler ve Görseller
MİT kendi yöneticisinden şüphelenmeye başladı
1977’de Sabahattin Savaşman sıradan bir istihbarat görevlisi değildi.
Asker kökenliydi.
Kurmay albaylıktan emekli olmuştu.
Ve MİT içerisinde:
İstihbarat Dairesi Başkan Yardımcılığı
gibi çok üst düzey bir görevde bulunuyordu.
Dönemin basını onu teşkilatın önemli yöneticilerinden biri olarak tanımlıyordu. Daha sonraki anlatımlarda ise sıklıkla:
“MİT’in üçüncü adamı”
Fakat teşkilat içerisinde bir noktada Savaşman’ın Amerikan ve İngiliz istihbaratıyla yaptığı temaslar şüphe çekmeye başladı.
Şüpheyi ne başlattı?
Operasyonun ayrıntıları konusunda kaynaklar tamamen aynı değil.
Daha sonraki araştırmalarda anlatılan senaryoya göre 1977’de Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil’in Moskova temaslarına ilişkin gizli bilgiler Savaşman’ın dikkatini çekti.
Savaşman’ın belgeyi ısrarla görmek istemesi üzerine MİT’in kontrespiyonaj ekibi:
ona kontrollü bilgi vererek ne yapacağını izlemeye karar verdi.
Bu aşamada adı en fazla geçen iki istihbaratçı:
Hiram Abas
ve
Mehmet Eymür.
Ama operasyon yalnızca iki kişinin yaptığı bağımsız bir baskın değildi.
Daha sonraki anlatımlarda MİT Ankara Bölge Başkanı Süleyman Yenilmez ve başka görevlilerin de operasyon içerisinde bulunduğu belirtiliyor. (4)
Ona gerçek olmayan bir belge verdiler
İstihbarat dünyasında böyle bir yöntemin mantığı basittir.
Bir kurum içerisinde bilgi sızdırdığından şüphelendiğiniz kişiye:
yalnızca onun ulaşabileceği kontrollü veya sahte bilgi verirsiniz.
Sonra o bilginin nereye gittiğini izlersiniz.
Akademik bir karşı-istihbarat çalışmasında Savaşman operasyonunun bu yönteme örnek olduğu aktarılıyor.
Anlatıma göre sahte veya kontrollü bir belge hazırlandı.
Savaşman’a:
“Belge hazır.”
haberi verildi.
Ardından belgeyi aldığı andan itibaren takip başladı. (3)
Bu, bugün istihbarat jargonunda bir çeşit:
canary trap / kontrollü sızıntı testi
mantığına benzetilebilir.
Fakat dönem kaynaklarında bu İngilizce terim kullanılmıyor.
10 Aralık 1977
Daha sonra Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan ayrıntılı dosyaya göre operasyon:
10 Aralık 1977’de
gerçekleşti. (2)
Takip edilen Savaşman Ankara’da:
Reşit Galip Caddesi 52 numaradaki
bir eve gitti.
Ev, Türkiye’deki Amerikan askerî yardım teşkilatı JUSMMAT bağlantılı Amerikalı bir görevliyle ilişkilendiriliyordu. (2)
MİT ekibi dışarıda bekliyordu.
Savaşman içeri girdikten sonra:
operasyon başladı.
MİT kendi başkan yardımcısının bulunduğu eve baskın yaptı
Daha sonraki gazetecilik ve istihbarat tarihi çalışmalarına göre ekip eve girdiğinde Savaşman Amerikan tarafıyla birlikteydi.
Kaynakların ayrıntılarında bazı farklılıklar var.
Bazıları belgelerin doğrudan CIA Ankara istasyonuyla bağlantılı William Phillips‘e ulaştırıldığını, bazıları ise evde JUSMMAT görevlilerinin bulunduğunu aktarıyor. (2) (4)
Bu nedenle:
“CIA şefinin eline belgeyi verirken birebir yakalandı”
şeklindeki popüler anlatımı kesin ayrıntı gibi kullanmak yerine daha güvenli ifade şu:
MİT, Savaşman’ı Amerikan istihbaratıyla bağlantılı olduğuna inanılan bir temas sırasında yakaladı.
Kamuoyu olaydan iki hafta sonra haberdar oldu
Operasyonun kendisi 10 Aralık olarak aktarılıyor.
Ancak olay hemen basına açıklanmadı.
24 Aralık 1977’de Savaşman’ın Genelkurmay Askerî Mahkemesi tarafından tutuklandığı kayıtlara geçti. (5)
Ertesi gün Cumhuriyet gazetesi olayı manşetine taşıdı:
“MİT İstihbarat Başkan Yardımcısı tutuklandı.”
Gazete, Savaşman’ın:
Amerika ve İngiltere hesabına casusluk yapmakla suçlandığını
yazıyordu. (1)
Türkiye bir anda son derece sıra dışı bir olayla karşı karşıyaydı.
Ülkenin yabancı istihbarat faaliyetlerini takip etmesi gereken kurumun üst düzey yöneticilerinden biri:
yabancı istihbarata bilgi aktarmakla suçlanıyordu.
Cumhuriyet ertesi gün daha ağır bir iddia yayımladı
26 Aralık 1977 tarihli Cumhuriyet haberinde:
Savaşman’ın bazı belgeleri CIA’ya verirken yakalandığının ileri sürüldüğü
yazıldı. (6)
Böylece olay yalnızca:
“yabancılarla izinsiz temas”
olmaktan çıktı.
İddia artık açıkça:
gizli devlet belgelerinin yabancı istihbarata aktarılmasıydı.
Peki hangi bilgileri verdiği iddia edildi?
Daha sonraki akademik çalışmalarda Savaşman vakasında CIA’ya aktarıldığı belirtilen bilgiler arasında:
Türkiye’nin askerî yapısına ilişkin belgeler,
MİT raporları
ve özellikle Ege Ordusu’yla ilgili gizli bilgiler
sayılıyor. (7)
Ancak dava dosyasının büyük bölümü kamuya açık olmadığı için internette dolaşan her belge listesini kesin kabul etmek doğru olmaz.
Özellikle:
“şu belgeyi şu kadar dolara sattı”
gibi çok ayrıntılı anlatıların önemli bölümü daha sonraki kitaplara ve anılara dayanıyor.
Ama Savaşman tamamen farklı bir hikâye anlattı
Sabahattin Savaşman suçlamaları hiçbir zaman anlatıldığı biçimde kabul etmedi.
Savunmasının temelinde son derece ilginç bir argüman vardı:
MİT ile CIA zaten düzenli olarak bilgi paylaşıyordu.
Dolayısıyla yaptığı temasların casusluk değil:
kurumsal ilişkinin bir parçası olduğunu
ileri sürdü. (2)
1989’da Cumhuriyet’in dava dosyasını yeniden inceleyen haberinde Savaşman’ın savunması ayrıntılı biçimde aktarılıyor.
Savunmaya göre MİT tarafından hazırlanan bazı istihbarat raporlarının bir kopyası zaten kurumlar arasındaki ilişki çerçevesinde Amerikan tarafına veriliyordu. (2)
Savaşman bu nedenle kendisine yöneltilen suçlamanın:
bir komplo olduğunu
savundu.
“MİT ile CIA zaten iç içeydi” savunması
Savaşman’ın en tartışmalı savunması tam olarak buydu.
Kendisini temize çıkarırken aslında çok daha büyük bir iddia ortaya atıyordu:
Türkiye ile ABD istihbarat servisleri arasındaki ilişkinin sınırları çok belirsizdi.
Bu nedenle:
kurumsal bilgi paylaşımı nerede bitiyor,
kişisel casusluk nerede başlıyor?
sorusu davanın merkezine yerleşti.
Savaşman daha sonra yayımlanan anılarında da CIA ve MİT arasındaki yakın ilişkilere geniş yer verdi. (8)
Fakat bunlar:
Savaşman’ın kendi savunması ve iddialarıdır.
Bağımsız biçimde doğrulanmış devlet açıklamaları gibi okunmamalıdır.
Mahkeme onu suçlu buldu
Savaşman’ın savunması mahkemeyi ikna etmedi.
1979’da Genelkurmay Askerî Mahkemesi kendisine:
17 yıl 6 ay hapis cezası
verdi.
Ancak dava burada bitmedi.
ABD’nin Ankara Büyükelçiliği tarafından Washington’a gönderilen ve daha sonra gizliliği kaldırılan Temmuz 1979 tarihli bir diplomatik telgrafa göre:
Askerî Yargıtay bu mahkûmiyeti usule ilişkin nedenlerle bozdu.
Dava yeniden görülmek üzere alt mahkemeye gönderildi. (9)
Bu ayrıntı önemli.
Çünkü internette sıkça:
“17 yıl ceza aldı ve dosya kapandı.”
şeklinde anlatılıyor.
Gerçekte ilk hüküm temyizde bozulmuştu.
Yeniden yargılama sonunda 16 yıl
Daha sonraki yargılama sonucunda Savaşman:
16 yıl hapis cezasına
çarptırıldı. (2)
Cumhuriyet’in 1989 tarihli dosyasında bu karar açıkça belirtiliyor.
Aynı haberde Savaşman’ın:
1985 yılında tahliye edildiği
aktarılıyor. (2)
Farklı sonraki kaynaklarda tahliye yılı konusunda 1985–1987 arasında değişen tarihler görülebiliyor.
Çağdaş dosyaya daha yakın Cumhuriyet kaydı:
1985
diyor.
Bu nedenle burada onu esas almak daha güvenli.
Operasyonun kahramanları olarak kimler gösterildi?
Savaşman operasyonu daha sonra özellikle iki isimle özdeşleşti:
Hiram Abas
ve
Mehmet Eymür.
Her ikisi de sonraki yıllarda Türk istihbarat tarihinin çok tartışılan figürleri haline gelecekti.
Eymür yıllar sonra verdiği röportajlarda Savaşman olayını:
MİT’in ortaya çıkardığı önemli bir Amerikan casusluğu vakası
olarak anlattı. (10)
Fakat Savaşman’ın kendisi tam tersini savundu:
Operasyonu gerçekleştiren grubun kendisini tasfiye etmek için CIA bağlantılarını kullandığını ileri sürdü. (8)
Dolayısıyla olayın operasyonel sonucu tartışmasız olsa da:
operasyonun arkasındaki kurum içi mücadelelerin yorumu tartışmalıdır.
İşin en garip yanı: MİT ve CIA zaten müttefikti
Türkiye:
1952’den beri NATO üyesiydi.
Soğuk Savaş’ın en kritik cephe ülkelerinden biriydi.
Sovyetler Birliği’yle uzun bir sınırı vardı.
Türkiye ve ABD istihbarat servisleri arasında ciddi bir iş birliği bulunması şaşırtıcı değildi.
İşte Savaşman vakasını ilginç yapan da tam olarak bu.
CIA ile çalışmak tek başına suç değildi.
MİT’in CIA ile resmî ilişkisi zaten vardı.
Sorun:
kurumun izin verdiği bilgi paylaşımı dışında gizli bilgilerin kişisel olarak aktarılmasıydı.
Savaşman ise tam olarak bu sınırın ihlal edilmediğini savunuyordu.
Mahkeme:
aynı fikirde değildi.
Ve bu yüzden olay Türk istihbarat tarihinde özel bir yere sahip
Sabahattin Savaşman vakası yalnızca bir casusluk hikâyesi değil.
Aynı zamanda:
bir istihbarat servisinin kendi üst yöneticisini takip etmesi, kontrollü bilgi vermesi ve yabancı bağlantısını operasyonla ortaya çıkarmaya çalışması
bakımından dikkat çekici bir karşı-istihbarat vakası.
Hikâyenin ironisi ise çok güçlü:
MİT’in görevi:
Türkiye içindeki yabancı istihbarat faaliyetlerini ortaya çıkarmaktı.
1977’de ise takip ettikleri kişinin:
kendi İstihbarat Dairesi Başkan Yardımcıları olduğu ortaya çıktı.
Ve onu yakalamanın yolu:
kendi yöneticilerine sahte bir sır vermek oldu.
Kaynaklar ve Belgeler
(1) Cumhuriyet — 25 Aralık 1977
Savaşman’ın tutuklanmasını kamuoyuna duyuran çağdaş haber. MİT İstihbarat Başkan Yardımcısının Amerika ve İngiltere hesabına casusluk yapmakla suçlandığını bildiriyor.
https://egazete.cumhuriyet.com.tr/katalog/192/1977/12/25/1 Cumhuriyet Gazetesi
(2) Cumhuriyet — 22 Mart 1989, Cüneyt Arcayürek dosyası
10 Aralık 1977 operasyonunun ayrıntıları, Reşit Galip Caddesi’ndeki ev, Savaşman’ın savunması ve 16 yıllık nihai mahkûmiyet.
https://egazete.cumhuriyet.com.tr/katalog/192/1989/3/22/15 Cumhuriyet Gazetesi
(3) Marmara Üniversitesi — İnsan İstihbaratı ve Göç Hareketleri: Fırsatlar ve Tehditler
Savaşman’a kontrollü/sahte belge verilerek takibe alınması ve operasyonun karşı-istihbarat yöntemi olarak değerlendirilmesi. Marmara Üniversitesi Kataloğu
(4) Uluslararası Politika Akademisi — MİT’in Gizli Tarihi incelemesi
Operasyonda Mehmet Eymür, Hiram Abas ve Ankara Bölge Başkanı Süleyman Yenilmez’in rollerine ilişkin sonraki tarihsel anlatım. Politika Akademisi
(5) TBMM — Türkiye’nin 75 Yılı / 1977 Kronolojisi
24 Aralık 1977’de MİT İstihbarat Başkan Yardımcısı Sabahattin Savaşman’ın casusluk gerekçesiyle tutuklandığını kaydediyor. TBMM CDN
(6) Cumhuriyet — 26 Aralık 1977
Savaşman’ın bazı belgeleri CIA’ya verirken yakalandığının ileri sürüldüğünü aktaran dönem haberi. Cumhuriyet Gazetesi
(7) Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi — CIA’nın Türkiye Faaliyetleri
Savaşman olayını ve CIA’ya verilen belgeler arasında Ege Ordusu’yla ilgili gizli bilgilerin bulunduğu iddiasını akademik literatür üzerinden inceliyor. DergiPark
(8) Sabahattin Savaşman — 3. Adam Anlatıyor: MİT-CIA İlişkisi
Savaşman’ın kendi anlatımı. MİT-CIA ilişkilerinin niteliğine ve kendisine karşı operasyonun bir komplo olduğuna ilişkin savunmasını içeriyor. Bu kaynak tarafın kendi anlatımı olarak değerlendirilmelidir. Google Grupları
(9) U.S. Embassy Ankara — 12 Temmuz 1979 diplomatik telgrafı
İlk 17,5 yıllık mahkûmiyetin Askerî Yargıtay tarafından teknik/usul gerekçesiyle bozulduğunu ve yeniden yargılama kararı verildiğini aktaran gizliliği kaldırılmış Amerikan diplomatik kaydı. WikiLeaks
(10) Mehmet Eymür röportajı — Savaşman Operasyonu
Eymür yıllar sonra olayı MİT’in ortaya çıkardığı ilk önemli Amerikan casusluğu vakalarından biri olarak anlatıyor.
https://t24.com.tr/gundem/eski-mit-yoneticisi-eymur-devlet-gorevlileri-18-kisiyi-para-icin-oldurdu-ciller-cinayetleri-biliyordur-ama-agar-kim-bilir-nasil-takdim-ediyordur%2C990583


